İlk albümünde Anadolu’da binlerce yıl yaşamış kültürlerin müziklerini çalan çello sanatçısı Uğur Işık, ikinci çalışması “Cello Invocations-Çellonun Yakarışları”nda ise müziğin temeli dediği dini müzikleri yorumluyor. Enstrümanını bazen bağlama ya da ney, bazen kaval, bazen ise ut gibi çalarak geleneksel icranın dışında farklı teknikler yaratan sanatçı, bundan sonraki çalışması için, “Çellom yine bir ilki gerçekleştirecek” yorumunu yapıyor...

Uğur Işık, bir çello sanatçısı… Ancak, enstrümanını klasik biçimin dışında kullanması ve değişik kültürlerin müziklerini yorumlaması onu farklılaştırıyor. Yeri geliyor kaval, yeri geliyor ut oluyor çellosu… Anadolu medeniyetlerinin ardından, dini müzikleri çellosuyla anlatan sanatçının albümleri yurt dışında da beğeniyle karşılanıyor.

Henüz İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musîkisi Devlet Konservatuvarı’nda klasik eğitimini sürdürürken, Anadolu müziklerinin tekniklerini çelloya uyarlayan Işık, mezun olduğu 85 yılında TRT’ye girmiş ve konservatuvarda 10 yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış. Ut ve çellonun dışında bas kemençe de çalan Işık, bu süre içinde de dünyanın her yerinden müzisyenlerin bulunduğu “Bosphorus”, “Anadolu Feneri”, “Sarband, Sultan’s Minsterels”, “Minsterels Era”, “İnce Saz” gibi çeşitli gruplarla birçok ülkede konserler vermiş. Sonrasında kendi için yaptığı müziği Fahrettin Yarkın’ın ısrarı ve Kalan Müzik’in desteği ile albüm haline getirmiş:

"ÇELLONUN YAKARIŞLARI"

“Binlerce yıldır Anadolu’da yaşamış kültürlerin müziklerini ‘Cello Unveils Anatolian Spirit-Çello Anadolu Ruhunun Örtüsünü Aralıyor’da topladım. CD’yi teslim ettikten hemen sonra ikinci projenin çalışmalarına başladım. 3 yıllık yoğun bir çalışmadan sonra bu yıl dini müziklerden örneklerin yer aldığı ‘Cello Invocations-Çellonun Yakarışları’nı çıkardım...”

Aynı zamanda TRT sanatçısı olarak çalışmalarını sürdüren Uğur Işık’ın; tarihçi-yazar Murat Bardakçı’nın “Son Osmanlılar” belgeseli, “Tarihin Arka Odası” programı ve Hakan Şahin’in Kanada yapımı “Snow” filminin müziklerinde imzası bulunuyor.

- Çello bir Batı sazı… Ancak siz her yönden çalabiliyorsunuz…

- Bence çello dünyadaki bütün müzikleri icra edebileceğiniz bir enstrüman. Beni ise ifade edebilecek tek enstrüman. Güçlü, içinde bütün duyguları barındıran dinamik bir yapısı var. Çellonun sarıldığım ahşap gövdesi ve ciğerlerime kadar işleyen sesini hiçbir enstrümana değişmem. Ben çelloma sarılıyorum ve çalıyorum. O benim bir parçam gibi… İnsan en sevdiği müziği, kendini ifade edebileceği en iyi enstrümanla yapmalıdır. Bu da benim için çello. Çünkü çellonun güçlü sesi benim hissettiklerimi anlatmak için ideal.

- İlk albümünüzde Anadolu’da yaşayan farklı kültürlerin müziklerinden örnekler vardı. Osmanlı müziği, Ermeni, Yahudi, Rum müziği ve halk müziği gibi… Şimdiki albümünüzde de çelloyla dini müzikleri yorumluyorsunuz. Bu tarzı nasıl geliştirdiniz?

- Önce işin köküne iniyorum. Bence işin kökü dini müzikler. Yazılı en eski kaynaklardan ve ulaşabildiğim en eski ses kayıtlarından başlayarak pek çok albümü dinledim, dinledim, hissedene kadar dinledim… Sonra dinlemekten zevk aldığım bu müziklerin otantik halini bozmamaya özen göstererek ama geleneksel icranın da dışına çıkarak içimde hissettiğim şekliyle yorumlayabilmek için yeni teknikler geliştirmek zorunda kaldım. Ve sonunda bu tarz çıktı ortaya. İşte bu bendim.

- Itri’nin Tekbir’i ya da farklı dinlerin müziği nasıl tema haline geldi?

- Müziğin temelinin dini müzikler olduğuna inanıyorum. Beni çok etkiliyorlar. Tüylerim diken diken oluyor dinlerken. Katolik ilahisini de, en koyu zikri de, alevi semahını da dinlediğimde aynı şeyleri hissediyorum. Çünkü hepsi aynı Allah’a yapılmış. Gösterişten uzak ve son derece saf, çok az melodiyle güçlü ama sade bir anlatım. Belki de beni en çok etkileyen bu oldu. Çellom hiçbir din ayırmadan insanmış gibi Allah’a sesleniyor. Hepsinin ortak bir mekânda, çellonun aracılığı ile ortak bir zikri paylaştığını hayal ettim. Tekrar ettikçe insanı kavrıyor ve insanın içinde çığ gibi büyüyor. Tıpkı tekbir gibi…

ÇELLOYLA TÜM DİNLER BİRLEŞİYOR...

Uğur Işık’ın albümü Itri’nin tekbiri ile başlıyor. Ezan sesi, Alevi semahları, Afrika blues'u, Ortaçağ baladları ve Katolik ayinleri albümde bir araya geliyor. Ayrıca Işık, çalışmasında Ali Ekber Çiçek’i anmak amacıyla bir türküye yer vermiş. “El Vurup Yaremi İncitme Tabib”… “Beni çok etkileyen bir türkü. Hastalığı iyice ilerlediğinde İstanbul Radyosu’ndaki sanatçı dostlarıyla son bir konser vermek istemişti. Ve o konserde bu türküyü seslendirmişti. Ben o deyişi orijinal yapısından ağıta çevirdim.”

- “İlk albümde Alevi, ikincisinde ise dinci zannedildim” diyorsunuz. Ülkemizde farklı müzikler yapmanın zorlukları neler?

- Ben albümümde kullandığım bütün kültürlerin müziklerini hissedebilmek için yıllarca çalıştım. Bu yüzden herkes bir şeyler buldu bende kendinden. Bunlar aslında benim için bir başarı göstergesi. Demek ki gerçekten ulaşabilmişim amacıma. Zaten müziğin bütün ayırımları ortadan kaldırabilecek ortak payda olduğunu düşünürüm hep. Yani aslında bu topraklarda yaşamak, bu ülkede müzik yapmak benim için bir şanstı. Zorluk değil tam tersi bir zenginlik…

- Yurt dışında da konserler veriyorsunuz, orada yaptığınız çalışmalar nasıl karşılanıyor?

- Yurt dışı çalışmalarım “Bosphorus” ile başladı diyebiliriz. Nikiforos Metaxas’ın kurduğu çok önemli bir grup. Özellikle Yunanistan’a gidip de “Bosphorus” dediğinizde tanımayanla daha hiç karşılaşmadım. Sonra yıllarca yurt dışında çeşitli gruplarla konserler verdim. Ama ilk solo konserlerimi 2007 Mart ayında Turkey Now Festivali çerçevesinde, Hollanda’da gerçekleştirdim. Daha sonra Belçika’da konserim oldu. Dünyaca ünlü Songline ve fRoots dergilerinde albümlerimle ilgili yazılara yer verildi. Kanada’dan Avustralya’ya kadar pek çok ülkede radyolarda albümlerim çalınıyor. Beni en çok etkileyen şey ise Hollanda’da dünya müziklerinin yer aldığı bir müzik markete girdiğimde, satıcının beni tanıması ve albümümdeki müziklerle ilgili yorum yapması oldu.

- Ülkemizde ve dünyadaki yaklaşımların farklı olmasının sizce nedenleri neler?

- Bence halkımız hafife alınıyor. Belki de ticari kaygılar yüzünden önlerine hak etmedikleri malzemeler sunuluyor. Bence insanlar inandıkları müzikleri yapsalar ve halkın beğenisine bıraksalar, zaten halkımız kaliteyi sahiplenip yükseltecektir. Avrupa’da her türlü müzik insanlara ulaşıyor. Ve müzik eleştirmenliği müessesesi çok güzel işliyor. Her konser, her albüm ve her kültürel faaliyet gazetelerin kritik köşelerinde gerçekten eleştiriliyor. Ve bu eleştirmenlerin hemen hemen hepsi müzikolog. İyiyi de kötüyü de gayet net halka ulaştırıyorlar. Bizim ülkemizde bence en büyük eksiklik zenginliklerimizin farkında olamamak, gereken değeri verememek. Bir de özel şirketlerin kültürel faaliyetlere sahip çıkması gerekiyor. Klasik müzik orkestrası olan şirketler olduğu halde Türk müziği veya Halk müziği orkestrası olan özel bir şirket hala yok.

- Bundan sonraki çalışmalarınız için ilginç fikirleriniz var mı?

- İlk albümde bir çello ilk defa Anadolu’yu terennüm ediyor dedik. İkinci albümde ise aynı çello ilk defa Allah’a seslendi. Üçüncü albümün çalışmalarına başladım bile. Yine bir çello bir ilki gerçekleştirecek diyelim ve gerisi sürpriz olsun. Ama şunu söyleyebilirim ki çok eğlenceli bir albüm olacak...

ÇELLO HAKKINDA

Viyolonsel ya da çello, keman ailesinden dört telli ve bas sesli bir çalgıdır... 16. yüzyılda ilk örnekleri Fransa'da ortaya çıkan bu çalgı başlangıçta beş telli olarak yapılmış ve önceleri orkestrada bas sesleri desteklemek için kullanılmıştır. Tek başına belirgin bir çalgı olarak ortaya çıkması ise 18. yüzyılda olmuştur.

Viyolonsel “insan sesine en yakın” ses çıkaran müzik âletidir. Bu çalgının atası “Viola da gamba” adı verilen perdeli bir çalgıdır. Viyolonsel, keman, viyola ve kontrbas ile aynı ailedendir.

Keman ile viyolonselin şekilleri büyük oranda birbirine benzese de boyutları çok farklıdır. Karşıdan bakıldığında gövdesinin orta bölümünde bulunan 2 ses deliği vardır. Yayın tellere teması ile titreşen tellerden çıkan ses, gövdenin içindeki havayı titreştirerek bu deliklerden geri döner. Viyolonselde 5'li akort sistemi uygulanmaktadır. 7 pozisyona kadar numaralandırılır. Daha sonrası 7. pozisyon ve de ilerisi olarak geçer...

 

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|