Edisyon faaliyeti ve bu faaliyeti yürüten editörler, özellikle son üç- dört yılda, müzik sektöründe hayli etkinlik kazanmışlardır. Müziğin bir piyasa veya sektör olmaktan çıkıp başlı başına bir endüstri halini aldığı Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde eser sahiplerinin (söz yazarı ve besteciler) mutlaka bir editörle çalıştıklarını görmekteyiz. Anılan ülkelerdeki bir eser sahibinin eseri herhangi bir şekilde kullanılmak istenildiğinde, doğrudan doğruya eser sahibinin kendisi ile değil editör firmasıyla muhatap olmak zorunda kalınmaktadır.
Bu kısa açıklamalar doğrultusunda sormak gerekirse; editör kimdir, edisyon faaliyeti ve eser sahibine faydası nedir?
Yukarıdaki soruların cevabı için öncelikle edisyon faaliyetlerinin tarihsel gelişimine kısaca değinmek gerekirse; Edisyon kavramı 1700’lerde oda orkestralarının şeflerinin nota partisyonlarını elle yazması, müzisyenlere gösteri öncesi dağıtıp, sonra toplaması ile başlayan bir süreçtir. Sonradan sanatçılar tarafından bu el ürünü olarak yazılan eserler matbaalara verilmeye, bu notalar matbaalarca basılıp kiralanmaya başlanmıştır. Zaman içinde bu tip canlı müzik çalınan yer ve aktivitelerin artışı ile kontrol zorlaşmıştır. Sonunda Ernest Burgee isimli bir eser sahibi, bir gün girdiği bir barda kendi eserlerinin canlı olarak çalındığını görür. Gelen hesaba itiraz eder ve borcunun olmadığını, kendi eserlerinin onun izni dışında burada çalındığını belirtir. Ardından çıkan ihtilaf mahkemeye taşınır ve Burgee haklı bulunarak, eserinin çalınması karşılığındaki hakkını alır ve böylelikle telif mücadelesi başlamış olur.
Bu olayın ardından edisyon şirketleri ve müzisyenlerin girişimi ile dünyanın ilk telif hareketi olan SASEM (Dünya Müzik Eserleri Birliği) kurulmuştur.
Tarihsel süreç içinde gelişen teknoloji ve buluşlar sonucunda müziğin taşınma şekillerinde değişimler meydana gelir; gramofon, taş plak ve fonogramlar müziği taşıyan araçlar olarak piyasaya girerler. Yapımcıların ortaya çıkması da bu döneme rastlamaktadır. Buradan da anlaşılacağı gibi, aslında editörler yapımcılardan daha önce bu piyasada aktiftirler. Ardından müzik makineleri gelir ve editörler bu makineler içersinde dönen delikli bantları pazarlarlar. Bu mekanik bir cihazdır, müzikteki mekanik hak kavramı da adını buradan almaktadır.
Tarihsel süreç içinde teknolojideki gelişme ve değişime paralel olarak gelişen sinema sektörü ve bu sektörün; müziği filmlerde kullandıktan sonra gelirdeki artışın farkına varması ile büyük film yapım şirketleri o dönemde var olan edisyon şirketlerini satın alarak kendileri bu işi de yapmaya, hatta sonrasında bunu müzik yapımcılığı ile de birleştirerek, aynı eseri birden fazla satabilecekleri zemini oluşturmuşlardır. Bugün bu kuruluşlar “Majörler” diye adlandırabileceğimiz, SONY/BMG - UNIVERSAL - WARNER - EMI olarak 4 firmadan oluşmaktadır.
Günümüzde majör firmalar müzik piyasasının % 75’ini kontrol etmektedirler. Dünyada şu an aktif 425.000 edisyon şirketi mevcut olup, 1975’te CD’nin bulunması ve radyo TV yayıncılarındaki hızlı artış meslek birliklerinin ve temsili hakların önemini beraberinde getirmektedir.
ICMP tüm dünya edisyon şirketlerinin federasyonudur, ayrıca 4 meslek birliğinin kurduğu ve yine ICMP üyesi olan IMPA vardır. Bu organizasyonlar edisyon şirketlerinin meslek birlikleri ile olan ilişkilerini yönetmektedir.
EDİTÖRÜN İŞLEVİ...
Hukuki tanımlamaların yanında editörler aslında en yalın anlatımla eser sahipleri adına bürokratik işlemleri yürüten ve eser sahibinin eserlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına aracılık eden kişi veya kuruluşlardır. Bir editörün başlıca dört ana işlevi vardır;
- Editör, sözleşme imzaladığı eser sahibinin eserlerini meslek birliklerine kaydeder, daha önce yapılmış kayıtlarda hata varsa düzeltir; böylece eser sahibi, eserlerinin eksiksiz bir envanterine kavuşmuş olur. Meslek birlikleri tarafından eser sahibi adına toplanan paraları tahsil eder. Kendi payını kestikten sonra eser sahibine gereken ödemeyi yapar.
- Buna ek olarak editör, üçüncü kişilerden gelen eser kullanım taleplerini ilk elden karşılar. Eser sahibi ile yaptığı sözleşmeye bağlı kalarak kullanım koşullarını belirler. Ücret pazarlığını ve tahsilatını yapar. Böylelikle eser sahibinin üçüncü kişilerle muhatap olmasına gerek kalmaz.
- Üçüncüsü; editör, eser sahibinin eserlerini pazarlar. Eserlerin icracılar tarafından seslendirilmesi, reklamlar, sinema ve TV filmleri gibi alanlarda kullanılmasını sağlar. Bu amaçla eser türüne göre ilgili kişilerle görüşür, kullanım koşullarını ve ücreti belirler. Tahsilatları gerçekleştirir ve eser sahibine ödemeyi yapar.
- Son olarak editör, eser sahibinin eserlerinin izinsiz veya verilen izne aykırı olarak kullanılması veya tahrif edilmesi halinde bu işleri gerçekleştiren kişiler aleyhindeki hukuki prosedürleri yürütür. Eser sahibi ile imzaladığı sözleşme çerçevesinde gereken hukuk ve ceza davalarını açar ve takip eder.
Bir eser sahibinin yukarıda belirtilen tüm bu işlerle uğraşması zaman kaybı olabilmektedir. Kanımızca eser sahibi kendisini yeni eserler üretmeye motive etmelidir. Zira bu tür işlerin de profesyonel editörler tarafından yürütülmesi daha sağlıklı olabilmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi eser kullanım alanlarını genişlettiği gibi ihlalleri de arttırmış ve çeşitlilik kazanmasına yol açmıştır. Bu nedenle, bu alanlarda profesyonelleşmiş kişi veya kurumların yardımı eser sahibine büyük bir kolaylıklar sağlayabilecektir.
EDİSYON ŞİRKETLERİ 2 ALANDA AVANTAJ SAHİBİDİRLER...
Birincisi yukarıda belirtilen çok büyük firmalardan oluşan “Majörler”in aktif olamadığı Çin, Hindistan, Türkiye, Rusya gibi pazarlarda edisyon şirketleri daha aktiftirler.
İkincisi de reklam müziği, film gibi yapımlarda müziğin kullanılmasının sağlanmasında, edisyon şirketleri yapımcılara göre daha hızlı ve esnek olabilmektedirler.
Aslında bakıldığında pazarda çok büyük bir değişim yok sadece pazar içersinde paylaşımda farklılıklar bulunmakta. 1996-2006 verileri incelediğinde 10 yıl önce yapımcıların pazar payı % 75 editörler % 25 iken, 2006’da bu oran % 55 yapımcı % 45 edisyon firmaları şeklini almıştır.
Türkiye’de 44 edisyon şirketi bulunmaktadır. Bu edisyon şirketlerinin yarısı plak şirketlerinindir. Önde gelenleri Pelikan Müzik, Müzikotek, Kalan, Pozitif, Taksim Edisyon ve TRT’dir.
3 tip edisyon şirketi vardır.
1- Bestecilerden belirli bir süre için tüm hakları alan.
2- Alt Editör: Yurt dışındaki edisyon firmalarının Türkiye temsilciliği gibi.
3- Hak İdarecileri: Edisyon şirketlerinden belirli hakları belirli bir süre için alıp sonra iade eden şirketler (Cobalt Müzik).
EDİTÖRLER HANGİ SERVİSLERİ VERMEKTEDİRLER?
- Telif tescil takibi çalışmaları,
- Meslek birliği kayıtları,
- Eser kullanımları, hak sahipliği ihtilaflarında devreye girmek,
- Eser kataloglarının idaresi vb.
YARATICI SERVİSLER
- Eserlerin pazarlanması, yeni veya eski eserlerin birçok projede kullanılmasını sağlamak,
- Aslında bakıldığında tıpkı yorumcu sanatçıların menajerleri örneğinde olduğu gibi editörler de besteci ve söz yazarlarının menajeri olarak da adlandırılabilir.
MESLEK BİRLİKLERİNDEKİ KONUMLARI
Edisyon şirketi eğer bir yapımcı ile birleşik olarak faaliyette bulunuyorsa; meslek birliklerinde ancak yapımcı firma ile birlikte üye olabildiğinden uygulamada hem edisyon şirketinin başka yapım firmaları ile çalışmasının sağlanması hem de meslek birliklerinde etkin olmaları amacı ile edisyon şirketleri ayrı birer tüzel kişilik olarak kurulmaktadır.
TÜZEL KİŞİLERİN YARARLANAN ÜYE OLMA KONUSU
5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu’nda, Tüzel Kişiler’in yararlanan üye olmaları gerektiği belirtilmiştir. Uluslararası uygulamalarda ve yabancı meslek birliklerinde ülkeden ülkeye farklı uygulamalar mevcut olmakla birlikte örneğin Amerika’da hak paylaşımı edisyon şirketleri % 50-50 besteci ile anlaştığından, ASCAP (Amerika Eser Sahipleri Meslek Birliği) Yönetim Kurulu da % 50 bestecilerden, % 50 edisyon şirketlerinden oluşmaktadır. Telif hakları da bu oranda dağıtılmaktadır. Yine Amerika’da Harry Fox Agency şirketi ise bestecilere ön avans ödeyerek eserlerin tüm kullanım haklarını satın alarak mekanik hakların % 100’ünü tahsil edebilmektedir.
Almanya GEMA örneğinde ise bu oran 1/3 olarak belirlenmiş. GEMA Yönetim Kurulu’nun 1/3’ü edisyon şirketi temsilcilerinden oluşmakla birlikte, telif anlaşmaları da bu yapıya sahiptir.
Türkiye’de ise editörlere kayıtlı olmayan birçok sanatçı vardır...
29.03.2008 tarihli MESAM Genel Kurul toplantısında edisyon şirketleri toplantıya asıl üye olarak davet edilmişler; yönetim ve başkaca kurul üyeliği seçimlerine de katılmaları sağlanmıştır. Ancak daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca; yürürlükteki mevzuat hükümlerinin, edisyon şirketlerinin meslek birliklerine asıl üye olarak katılmalarına olanak sağlamadığı hususunda uyarıda bulunulmuştur. Bu nedenle edisyon şirketleri hali hazırda meslek birliklerinde asıl üye olarak yer alamamakla birlikte, bakanlık tarafından bu konuda mevzuat değişikliği çalışmaları devam etmektedir.
EDİSYON ŞİRKETLERİ NEDEN MESLEK BİRLİKLERİNE ÜYE OLMALIDIR?
Editörlerin yani kendi dalında profesyonellerin yönetimde yer aldığı meslek birlikleri daha iyi yönetilebilmekte; eser sahibi haklarının korunması, hak takip ve tahsili bakımından daha iyi sonuçların alındığı görülebilmektedir. Yukarı paragraflarda da belirtildiği üzere yaygın dünya uygulaması da bu şekildedir.
Meslek Birliği Üyeliği;
Editörler temsili hakların % 100’ünü alamadığından hem eser sahibi hem de edisyon şirketi meslek birliğine üye olmakla birlikte eser sahibi ve editör arasında hakkaniyete uygun olarak hak paylaşımı bu şekilde sağlanabilmektedir.
EDİSYON SÖZLEŞMELERİNİN NİTELİĞİ
- Kısmi olabilir: Hak sahibinin bir veya tüm eserlerini kapsayacak şekilde yapılabilir.
- Kapsama alanı: Kapsama alanı bakımından bir bölgeyi, bir veya birden çok ülkeyi, bir veya birden çok kıtayı ya da tüm dünyayı kapsayacak şekilde yapılabilir.
- Süre: Kısa süreli, 10-15 yıl arası ve ömür boyu, hatta ölümden sonra 70 yılı kapsayan sözleşmeler de yapılabilmektedir.
Aslında bu sözleşmeye “Ortak Hak Sahipliği” veya “Gelir Paylaşımı Modeli” de denilebilir. Zira editör aslında eser sahibinin temsilcisidir.
Sonuç olarak edisyon kuruluşları; eser sahiplerinin haklarının korunmasında, takip ve tahsilinde, yine ülkemiz ve dünya telif hayatında son derece önemli bir yere sahiptir. Bu nedenlerle de meslek birlikleri faaliyetlerine de fiili olarak katılmaları sağlanmalı ve gerekli hukuksal düzenlemeler yapılarak, yerleşik dünya uygulamalarının ülkemizde de faaliyete geçirilmesi sağlanmalıdır. Ancak böylelikle eser sahibinin asıl işi olan, yeni eserler yaratması sağlanabileceği gibi hak kayıplarının önüne de geçilebilecektir.
Makaleyi Tavsiye Et |
0 Comments|