Üç yılın sonunda “Bahar” adlı çalışmasını yayınlayan Zara, “Özel yaşantım dahil olmak üzere hayatımda birçok şey değişti. Ama bu değişimlerin hepsi yarının Zara’sını ortaya çıkarıyor…” dedi. Sanatçı; değişen yaşamını, yeni albümünü ve müzik sevgisini AKORT ile paylaştı…

Türk Halk Müziği’nin sevilen sanatçısı Zara, yeni albümü “Bahar” ile kendi şirketinin ilk çalışmasını ortaya koydu. “Bahar”, başından sonuna tamamıyla kendisinin ilgilendiği bir albüm ve bu nedenle de Zara’nın müzik kariyerinde çok özel bir yere sahip:
“Benim için çok farklı bir çalışma oldu. Öncelikle, kendi kurduğum şirket ZR Müzik'ten çıkan albümüm, kendi müzik dünyamın dışa açılımını biraz olsun sundu. Hayli yorucu ama çok keyifli bir çalışmaydı. Tüm tecrübelerimi kullandım bu albümde.”
Zara da günümüz şartlarında kendi yapımlarını kendi oluşturmayı tercih eden sanatçılar arasında: “Uzun yıllar sektöre hizmet etmiş biri olarak artık kendi kanatlarımla uçmak istedim. Ayrıca, albümlerin satışından kaygı duyulan bu dönemde iyi bir yatırım yapmak benim için önemliydi. Hiçbir masraftan kaçınılmadı. Başka şirkette bu kadar özgür olabilir miydim bilmiyorum.”
Kendi şirketinde başka yapımların yer alabileceğini de belirten Zara, “Eğer sanatçı arkadaşlarıma kendi albümüme verdiğim değer kadar hizmette bulunabileceksem olabilir tabii. Hatta şimdiden gelmek isteyen birçok değerli arkadaşım var. Kısmet diyelim…” diyor. Yeni albümünde sadece Türk Halk Müziği eserleri söylemekle kalmamış, fantezi çalışmalara da yer vermiş sanatçı. Bunu da “Farklı tatları seven müzikseverlere hitap ederken, onlara türküyü de sevdirmek amaçlarımız arasında.” diyerek açıklıyor.
“Hep gülen, işinin ehli, müzisyen duyarlılığına sahip ve tevazu içinde profesyoneller” olarak tanımladığı bir ekiple çalışan Zara, “Benzer benzeri çekti bir anlamda.” yorumunu yapıyor. Dikkat çeken imzalar ise şöyle: Sezen Aksu, Neşet Ertaş, Ali Ekber Tagiyev, Sabahat Akkiraz, Fazıl Kocaoğlu, Salih Ağca, Musa Eroğlu, Aziz Çelik, Nurhat Şensesli, Burç Şensesli, Volkan Öktem, Erdem Sökmen, Ali Yılmaz, Ali Koç, Kempa Yaylı Grubu, Arif Azertürk, Nejat Özgür, Bekir Sakarya, Mehmet Akatay, Halil Çokyürekli, İsmail Altunsaray, Baki Kemancı, Kirpi Bülent, Osman Aktaş, Göksun Çavdar, Hasan Gözetlik, Murat Mete, Murat Süngü ve İbrahim Şentürker; Cemil Ağacıkoğlu (Fotoğraf), Esra Başıbüyük (Styling), Deniz Akel (Klip Yönetmeni).
- Türk Sanat Müziği eğitimi aldınız ama türkülerle tanıdık biz daha çok sizi… Türkü sevgisi nasıl başladı?
- Aslında ben üniversiteye girerken henüz bir türküyü baştan sona biliyordum. O da birinciliklerimin olduğu "Biter biter Kırşehir'in gülleri biter" eseriydi. Okuldan sonra türkülerimize ve şarkılarımıza aşık oldum. Ondan önce çoğu gençlik gibi pop ve yabancı eserler repertuvarımı oluşturuyordu.
- Türküler; yaşanmışlıklarıyla, taşıdıkları anlamla ülke değerlerimizden biri… Siz nasıl açıklıyorsunuz?
- Türkü yaşamanın kendisidir, kelime olarak Türki'den (anlamı Türk'e ait demek) gelmiştir. Her ülkenin halk müziği vardır, bizimkisi de türküdür. Bizi dünyaya sunan en değerli hazinelerimizden biridir. Zamanda derinlik, mekanda yaygınlık vardır türkülerimizde. Her eser türkü olamaz, üzerinden nesillik zamanlar geçmeli ve hala dillerde, hafızalarda olmalıdır. Yüce Atamız 1925 yılında Asaf Kardeşleri görevlendirmiş ve ilk derleme çalışmaları kayıtlara geçmiştir.
- Söylemekten en keyif aldığınız türkü hangisi?
- Hepsinin hikayesi, duygusu farklıdır. O kadar çeşitlilik gösterir ki türküler; Karadeniz, Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz, Azeri türküler, Marmara ve Trakya, Güneydoğu hep bu çeşitliliği verir bize. Bu zenginliğin içinde "ben şunu seviyorum" diyemezsin. Bir de türkülerimiz bizi bize anlattığı için her birinde insan kendini bulur.
“HALK MÜZİĞİNE OLAN YAKLAŞIM DEĞİŞTİ”
“Halk müziğine o kadar sahip çıkan gençler yetişiyor ki, ben bu anlamda çok mutluyum. Artık çok bilinçliler. Bu sevgi seli türkülerimizi daha nice yüzyıllar ileriye taşır. Eskiden durum pek iç açıcı değildi. İnsanlar bağlama taşımaya bile çekinirler ve hor bakıldığını düşünürlerdi. Son zamanlarda büyük ve olumlu bir patlama yaşandı bu anlamda. Öngörüsü yüksek ve bu konuda bilinci olan, kendi kültürüne sahip çıkan yatırımcıları, TV yapımcılarını kutlamak lazım…”
“YAPACAĞIM PROJELER İZ BIRAKMALI…”
Müziğin mutfak aşamasında da yer alan ve bundan büyük bir keyif alan sanatçı, “Yeni aranjeler ve beste çalışmalarım tüm hızıyla beni başka boyutlara taşıyor. Müziğe aşık bir insan olarak yorumculuğun yanında, kendimin dışında da hizmet verebilme noktasına getiriyor beni. Albüm yönetme, sinema müzikleri yapma, besteler artık tam bana göre…” diyor. Ayrıca, sinema ve oyunculuk deneyimleri de bulunan sanatçı güzel bir sinema projesinin de gündemde olduğunu sözlerine ekliyor: “Öncelikle senaryo çok önemli, ekip sonrasında yerini alıyor. İz bırakacak projeler istiyorum, yani hızlı tüketimin olduğu bu çağda eriyip gitmesin yarına izi kalsın…”
“SEKTÖRÜMÜZ KENDİNİ YENİLİYOR, NANKÖR OLMAYALIM…”
Müzik piyasasının bir yenilenme sürecinden geçtiğini belirten Zara, bu zor dönemin sanatçı dayanışmasıyla aşılabileceğinin altını çiziyor:
“Ben iyimser bir yapıya sahibim. Sabah kalktığınızda iki seçeneğiniz var, ya mutlu olacaksınız, ya mutsuz… Ben mutlu olmayı seçerim elimden geldiğince… Sonrasında gereken ne ise onu yapmaya çalışırım. Olumsuzluklara aldanırsam başımı ağrıdan kaldıramam. ‘Ben ne yapabilirim, nasıl bir güzellik ortaya çıkarabilirim bu olumsuz şartlarda’ derim, işime bakarım. Sektörümüz kendini yeniliyor. Çok değerli meslek grupları var ve müzisyenlere, yorumculara, eser sahiplerine ve haklarına sahip çıkılıyor. Değerli büyüklerimiz gece gündüz demeden çalışıyorlar, nice eller onlar için duaya açılıyor. Ekmeğe bile muhtaç nice hak sahipleri bu güzel insanlar sayesinde kurtuluyor. Müziğimiz, kültürümüz, müzisyenimiz bizim. Başka sermayemiz var mı? Bizler de birbirimize sevgiyle kucak açmasak nice olur halimiz… Ortak bir dilimiz var ki, hepimiz aşık olduğumuz müziğe hizmet ediyoruz ve dahası, hepimiz buradan ekmek yiyoruz. Ekmeğimize sahip çıkalım. ‘Nan’ ekmek demek (Farsça kökenli). Nankör olmayalım...”
Makaleyi Tavsiye Et |
1 Comments|