PİYANİST HANDE DALKILIÇ:

İTALYA VERDİ YILINI KUTLARKEN, BİZ SAYGUN YILI KUTLAYAMIYORUZ...”

Piyanist Hande Dalkılıç, “Türk Beşleri” bestecilerinin eserleri yolunda sürdürdüğü çalışmalarına Ulvi Cemal Erkin ile devam ediyor. Daha önce yaptığı çalışmalarda çoksesli Türk müziği ekolünün ilk kuşak bestecileri A. Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Muammer Sun’un bestelerini yorumlayan Dalkılıç, son albümünde Ulvi Cemal Erkin’in eserlerini icra ediyor.
Yaptığı çalışmaların amacının; ülkemize büyük hizmet veren bestecilerimizi hem Türkiye’de hem de uluslararası boyutta tanıtmak olduğunu söyleyen Dalkılıç, son çalışmasını şöyle anlatıyor:
Klasik müzikte tek sesli müzik her zaman tartışma konusudur. Bunun öz türkülerimizi de içeren Çağdaş Türk Müziği formunu da yaratması bazı Türk bestecilerine olan ön yargıyı ortadan kaldırıyor. Kendisinin ve eşinin piyanist oluşu eserleri besteleme ve halka ulaştırmakta büyük fark yaratıyor. Albüm, Anadolu’da yazılan birçok eseri içermesi nedeniyle halkımızın kulağının daha yatkın olduğu bir müziği onlara götürmeyi amaçlıyor. Erkin’in her eserinin seslendirilmesi en önemli özelliklerinden… Kendi halkımıza ve Avrupa’ya çok hitap eden bir besteci aynı zamanda...”
-          Albümünüzün bir özelliği de Doğu’da basılmış ilk klasik müzik CD’si olması…
-          Evet. Kayıtlarını, fahri sanat danışmanlığını yaptığım Malatya İnönü Üniversitesi’nde yaptım. İlk kez Doğu’da basılmış klasik müzik CD’si. Batı’da ve Avrupa’da yaptığım tüm konserlerin tekrarını Doğu’ya da götürüyorum. Son zamanlarda Malatya, Adıyaman gibi yerlerde yapmış olduğum konserler, çok fazla dinleyiciyle buluştu. Klasik Çağdaş Türk Müziğimiz’in dinleyiciye ulaşmasında çok önemli rol oynadığını düşünüyorum bu çalışmaların.
-          Nasıl bir ilgi var?
-          Anadolu’da çaldığımda da ilgi görüyor. Anadolu dinleyicisi bu eserlerle kendi özünü buluyor. Cumhuriyet konserleri dizisi yaptım. Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas’ta gerçekleşti. Müthiş bir dinleyici vardı. Salonların çoğu doluydu. Aldığım tepkiler bu yönde ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Benim gibi sanatçıların bu işi bu yörelere getirmesi büyük önem taşıyor. Avrupa’da da bizim bestecilerimizin eserini çaldığımda mutlaka notasını isteyen bir konser piyanisti çıkıyor. Bu da bizim gibi sanatçıların bu bestecileri daha çok tanıtması gerektiğini gösteriyor. Bu konserlerin uluslararası yerlerde de ses getirmesi, ülkemizi tanıtma konusunda büyük bir faktör.

“SENFONİ ORKESTRALARI ÇAĞDAŞLIK GÖSTERGESİ”

En büyük hayalinin ülke genelinde Çağdaş Türk Müziği’nin yayılması olduğunu söyleyen Hande Dalkılıç, “Maalesef ülkemizde bir dörtgen var. İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir içersinde sanat hayatı yürüyor” diyor ve ekliyor:. “Ülkemizi Avrupa ve dünyada tanıtan en önemli unsurlardan biri çok sesli müzik. AB kriterleri içersinde yer alması gereken bir noktadır. AB ülkelerine baktığınızda onların müzik hayatı üst seviyededir. Beethoven Almanya, Mozart Avusturya için büyük şans. Bizim de o derece değerli bestecilerimiz var. Ama İtalya Verdi yılını kutlarken, biz Saygun yılı kutlayamıyoruz. Ülkemizde çok sesli müziğin yayılması ve ülkenin belli bir eğitim düzeyinin oluşabilmesi kaliteli dinleyicinin yaratılmasıyla oluşabilen bir şey. Bu da mevcut üniversitelerimizin kuracağı senfoni orkestraları ile mümkün. YÖK’ün organize edeceği, sanatçılarla yapacağı toplantılarla, bu üniversitelere sanatçıları yönlendirmesiyle mümkün. Bu konuda hiç atılım görmüyorum.
Aynı zamanda Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Piyano Ana Sanat Dalı’nda doçent olarak görev yapan Dalkılıç, yurt içi ve yurt dışı konserlerine devam ediyor...

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|