Son dönem ülkemizde yeniden popüler olan İsrail asıllı şarkıcı Linet’ten Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir mesaj var:
“TÜRKİYE’DE YAŞAYAN MUSEVİLER ZARAR GÖRMESİN”
Türkiye’deki son albümünü 1999 yılında yapan İsrailli sanatçı Linet, 10 yıl aradan sonra “Paylaşmak İstiyorum” adlı çalışmasıyla Türkiye’ye geri döndü. Bu süre içinde yurt dışı çalışmalarına devam eden ve verdiği kilolarla yepyeni bir görünüme kavuşan sanatçı, “Kariyer sürecim çok uzun yıllara dayanabilir ama insanlar beni unutmadı” diyor.
Annesi Türk Sanat Müziği sanatçısı ve bu nedenle küçüklüğünden beri Türk müziğinin içinde Linet… 5 yaşından beri şarkı söylüyor, 10 yaşından bu yana da albüm yapıyor. Şarkılarını Türkçe’nin yanı sıra Yunanca, Arapça, İspanyolca, İngilizce ve İbranice seslendiriyor. Albüm yapmadığı bu uzun süre içinde Romanya, Prag, Paris, Londra ve Amerika’da sahne çalışmalarında bulunan Linet, İsrail’in yerli müziklerini seslendirdiği bir çalışmaya da imza atmış, ancak yeterince tatmin olmamış: “Hala dinleniyor bu albüm aslında. Sonrasında inzivaya çekildiğim bir dönem oldu. İnsan bazı şeylerin değerini uzak durduğunda daha iyi anlayabiliyor. Yıllardır İsrail’de Türk müziğini lanse ediyorum. Türkiye’ye karşı sevgimde hiç bir azalma olmadı ama kırgınlık yaşadım… Sanatçı olmayanların, sesi olmayanların saçma sapan bir güçle bir yerlere gelebildiğini gördüm ve çok üzüldüm.”
- Yeniden albüm yapmak nasıl gündeme geldi?
- Türkiye’yi uzaktan sürekli takip ediyordum. Genlerimde var olan bir şey... Allah bağışladığı sürece kimse değiştiremez. Bu hediyeyi o kadar güzel korudum ki 33 yaşındayım ama hala 17 yaşındaki performansa sahibim. 2006 yılında Bakırköy Felek’ten gelen teklif üzerine bir dönüş yaptım. 2 yıl kadar çalıştım ve çok keyifliydi. Sonra Nispet ve Günay derken, Türkiye’ye yeniden adapte oldum. Halk da bana adapte oldu. Yazın single yaptık.
- Bıraktığınız gibi mi her şey?
- Satış ve paranın geri dönüşü yok artık. Sesi iyi olmayanlar, çok iyi şarkılar bularak bir şeyler yapmaya çalıştılar ve iyi sonuçlar aldılar. Stüdyoda müdahaleler yapılıyor. Bu anlamda büyük bir gelişme var. Ama o da bir yere kadar tutabiliyor. Sahnede her şey ortaya çıkıyor. TV ekranında, canlı seslendirmeyi herkes yapamıyor. 3 yıldır Türkiye’deyim ve bu albüm çıkana kadar tüm programlara katıldım, canlı söyledim. Gelir gelmez de albüm yapabilirdim ama yapmadım, canlı performansımı ispatladım önce. Bunu yapabilmek için sanatçı olmak gerekiyor. Kariyer sürecim çok uzun yıllara dayanabilir. 10 yıl ara verdim ama insanlar unutmadı beni.
- Albüm için iddialı cümleleriniz var.
- Evet. Sesime, şarkılarıma güveniyorum. Son 10 yılın en iddialı albümü oldu. Bülent Özdemir, Sezen Aksu, Sıla Gençoğlu, Emirkan, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Erhan Bayrak, Hakan Altun, Hakkı Yalçın, İlker Karaman gibi önemli müzisyenler bir araya geldi. Türkiye’nin A takımından çıkmış bir albüm oldu. Sadece Allah’ın vermiş olduğu bir hediyeyle değil, müthiş parçalarla yıllardan sonra ‘merhaba’ dedim. Çok şanslı hissediyorum kendimi… Bu kez olmazsa, başka bir şey tutmaz herhalde… 150 milyar yatırım yaptım. Başka çarem yoktu. Ben sadece sesimle bir yere gelebilirim. Bileğimin hakkıyla, alnımın teriyle biriktirdiğim parayı buraya yatırdım. Bugünden sonra da kazanacağım her şeyi buraya yatıracağım. Benim hedefim o. Ama benim bir şeyler yapabilmem için sevenlerimin de beni desteklemesi gerekiyor. Onlardan sadece orijinal albüm satın almalarını diliyorum.
“ORHAN GENCEBAY’IN MARKASI FERRARI, MOTORU DA LİNET’TİR”
- Müziği ve kişiliği çok kaliteli olan birinin gölgesinde bulunmak benim için gurur. Orhan ağabey beni keşfetmiştir ve piyasaya sunmuştur. Ona vefa borcum, her şeyden büyük. Ama Orhan ağabeyin şarkılarını vefamdan dolayı değil; çalışmalarına olan aşkımdan, sesimi sadece onun şarkılarında gösterebileceğimden dolayı söylüyorum. Bir örnekle açıklamak gerekirse; Ferrari arabada hız yapmak çok önemlidir. Hız yapmazsanız, motoru yakarsınız. “Orhan Gencebay’ın markası Ferrari, motoru da Linet’tir.” Çünkü gerçekten, çok büyük bir güce sahip olmanız gerekiyor.
AZINLIĞIN SESİ
- İsrail olayları nedeniyle işlerinizin iptal olduğu yönünde basında haberler çıktı. Doğruluk payı var mı?
- Benim bir bilgim yoktu. Çok üzüldüm. Türk halkının beni yalnız bırakmasına ya da bana sırtını çevirmesine inanmıyorum ve inanmayacağım da. İsrail doğumluyum ama Türk vatandaşıyım. Bütün atalarım Türkiye doğumlu. Türkiye o kadar misafirperver, ileri görüşlü bir ülke ki… Benim kimliğimle uğraşmayacak bir yüreğe sahip. Tamamıyla yeteneğime bakarak beni sevdiklerine inanıyorum. Türk olmasaydım da asla bir tepkiyle karşılaşmazdım. Buna inanıyorum. Sayın Başbakanımız, bir konuşmasında “Türkiye’deki azınlıkların güvenliği bana aittir. Onlar Türk vatandaşıdır ve her Türk vatandaşı gibi korunmalıdır” dedi. Ben Başbakanımız’a çok inanıyorum, güveniyorum. Türkiye’de yaşayan Musevi halkın hiçbir şekilde zarar görebileceğini düşünmüyorum. Bu tamamen havada uçuşan bir duyumdur. Çok milliyetçiyim. Türk sanatçısı olarak biliniyordum orada, burada İsrailli mi oldum? İsrailli sanatçı olarak tanıtmayı uygun buldular. Yarış atı gibi büyütüldüm. Türk müziğiyle yoğrulan bir insan var karşınızda. Türkiye’ye aşık ve hiçbir şekilde yılmayacak biriyim… Sıkıysa kovun.
- Tüm bu yaşananlar sizi nasıl etkiliyor?
- İnsanoğlu hiçbir şekilde savaşa evet diyecek bir yapıda olamaz. Haberleri her gördüğümde, ağlıyorum. Zararlı çıkan çocuklar. Politika adına yapılacaklar, beni ilgilendirmiyor. Bu zamanda albüm çıkardığım için deli denilebilir bana. Bir nebze de olsa merhem sürebilmek için bu şarkıları topladım. Müziğimi barışa ses, yaralara merhem olması için yapıyorum. Türkiye’deki azınlığın sesi olarak algılıyorlarsa beni, öyle de görülüyorsam; Türkiye ve İsrail arasında bir köprü olduğunu büyüklerimiz düşünsün. Başbakanım’a buradan sesleniyorum. Ben Türk vatandaşı olmaktan çok gurur duyuyorum. Onların da benimle gurur duyduğuna inanıyorum. Sesli olarak da bunu ifade eder ve açıklarsa “Linet bizim vatandaşımızdır, çok seviyoruz. Onun müzikleriyle huzur buluyoruz” derse beni çok mutlu eder, ama zaten öyle hissettiğine eminim.
HEDEFİ ORTADOĞU
Röportajımızın sonunda yurt dışına yönelik önemli bir projesinin olduğunu da belirten Linet, şunları söyledi: “Herkes Amerika’ya hedef koyar, benim hedefim ise Ortadoğu. Yunan, Arap, İspanyol, Endülüs müziğine aşina ve aşık olduğum için Türkiye’den oralara ulaşabilirsem Yunanca ya da Arapça bir albüm yapmak istiyorum. Bununla ilgili bir projem var. Farklı dillerden oluşan bir albüm hazırlıyorum. Bu projeyi küçüklüğümden bu yana yapmak zorunda olduğumu biliyordum. Bana yardım edebilecek, benimle birlikte bu projede olmak isteyen herkesi bekliyorum.”
Makaleyi Tavsiye Et |
0 Comments|