FİKRİ MÜLKİYET KAVRAMININ 9. YILI KUTLAMASINDA KARŞILAŞILAN ENDİŞELİ TABLO:

“DİJİTAL DÜNYANIN TEKNOLOJİK GELİŞİMİ, MÜZİK HAKLARINI TEHDİT EDİYOR”

WalterLichte Avukat WALTER LİCHTE

(Almanya Lichte Hukuk Bürosu)

Dünya Fikri Mülkiyet Birliği’nin kurulduğu 70’li yıllarda, dünya analog iletişimin cennetinde yaşamaktaydı. Henüz Telex, Compact Disc, Dijital Video, E-Kitap, Dijital Televizyon ve iPhone gibi cihazlar keşfedilmemişti.

Acaba dijital dünyadaki teknolojik gelişmeler tüm değerlerimizin kaybolmasına, sonsuza dek sürecek kültürel yoksunluğa mı bizleri götürmektedir?

Peki Dünya Fikri Mülkiyet Günü için 2009’da bu kavramın ortaya çıktığı bu günde neler söylenebilir?

İnsanoğlunun meydana getirdiği teknolojik gelişmelerden ötürü, yaratıcı aktiviteler, sayısız medya alanında katlanarak büyümektedir, ancak yaratıcılar ve hak sahiplerinin bilmesi gereken; kendilerini ve sanatlarını ifade etmedeki artan yöntemlerin aslında onların faydasına olmadığıdır. Aksine, bir müzikal kompozisyon veya koruma altında olan herhangi bir çalışma internette veya bu tür bir medya aracında milyonlarca kez kullanılmış olduğu halde, günün sonunda yaratıcılar patlama yapmış olan bu yeni medya dünyasında kendilerine bir yer bulamamaktadırlar.

Örnek vermek gerekirse ünlü yıldız Rick Astley’in “Never Gonna Give You Up” isimli eseri Google’in yeni internet medya platformu olan YouTube’dan 154 milyon kez izlenilmesine rağmen, Rick Astley’in eline sadece 12,30 € geçmiştir. YouTube bu kadar çok izlenen bir eser üzerinden milyonlarca dolar elde ederken, sanatçıların eline geçen bedel kıyaslandığında çok düşüktür. Ayrıca unutmamak gerekir ki Youtube, MySpace gibi internet kullanıcıların müziğe erişimi ve kullanımı kolaylaştıran portallar sayesinde, kullanıcılar müziği kolaylıkla bilgisayarlarına yükleyebilmekte ve sonsuza dek bu eserleri kullanabilmektedirler.

SÖMÜRÜ HIZLA ARTMAKTADIR... HAK SAHİPLERİNİN HAK EDİŞLERİ İSE KORKU VERİCİ BİR HIZLA GERİLEMEKTEDİR...

Bir müzik eseri üzerindeki besteci, söz yazarı, yapımcı, enstrümantist, yorumcu gibi tüm hak sahipleri, maddi ve manevi hakları, hak ediş hakları, günümüz kanunlarınca izinsiz kullanımlara karşı koruma altındadır. Teoride bu çok yerindedir ve izinsiz kullanımlarla mücadele edecek olan tüm silahlar mevcuttur. Fakat telif haklarının iyi tasarlanmış bu kuralları artık çok çok zor uygulanabilmektedir.

Peki Neden?

Almanya’daki günce uygulamada, E-Bay gibi açık arttırma internet portalları genelde yayınladıkları içeriklerin yasal olduğunu kanıtlamak zorunda değillerdir. Aslında karşı bir zorunluluk bütün iş modelini engelleyeceğinden uygulanmamaktadır. Politik etkilerle, portallar sadece kullandıkları içeriğin içersinde yasal olmayan bir kullanım tespit edildiğinde bu içeriği kaldırmakla yükümlüdürler. Ancak bu dokümantasyonların ve içeriğin de kontrolü çok zor, maliyetli ve zaman alıcı bir süreçtir.

Internet portalı YouTube, sitesinde bazı müzik videolarını yayınlamak üzere hak sahiplerinden yasal izin alma yönünde girişimlere başlamıştır. Bu tip davalar Almanya Meslek Birliği GEMA ile YouTube arasında yapılan ancak kamu tarafından bilinmeyen bazı içeriklerin korunmasını sağlayan bir anlaşma sayesinde iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Bu tip çalışmalar, hakların tamamını kapsamasa da hukuksal olarak atılmış ilk adımdır. Son dönemde YouTube, GEMA ile olan sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiştir ve bu da beraberinde başka bir tartışma başlatmıştır. YouTube’a göre yapılan yasal uygulama ile sitelerinde bulunan müzik videolarının birçoğu yayından kaldırılmıştır. Ancak şu da bilinmelidir ki bu uygulama kamuya duyurulmamıştır ve uygulamada kullanıcıları etkileyen hiçbir durum yoktur. Servis halen aktiftir. GEMA da bunun üzerine yeniden yapılandırılmış bir tarife modeli hazırlamıştır ve her stream başına 0,01 € talep etmiştir. YouTube bu rakamı çok abartılı bulmuş ve karşı tez olarak da sanatçıların siteleri üzerinde eserlerinin yayınlanmasının onların reklam kampanyalarına, promosyonlarına çok destek olduğunu belirtmişlerdir.

Ne kadar anlamsız…

Günümüzde kanun ve mevzuatların teknik ilerlemeye ve gelişmelere ayak uyduramadığı çok net olarak anlaşılmıştır. Yeni teknikler sürekli üretilmektedir ve bu uygulamaların hukuksal altyapılarının oluşturulması epey zaman almaktadır. Peer-to-Peer dosya paylaşım teknolojisini incelersek, geçtiğimiz yüzyılda 90’lı yılların sonunda ilk kez Napster tarafından kullanıma geçen bu teknolojiye karşı en son karar, 2009 yılında İsveç şirketi olan “Pirate Bay”e karşı alınabilmiştir. Çok üne sahip olan site, kullanıcılarına dosya paylaşımında birçok ayrıcalıkta sağlamaktaydı. Şirket savunmasında kendilerinin bir internet platformu olmaktan çok bir teknik servis şirketi olduklarını ve teknik servis şirketinin de kullanılan içeriğin yasal kullanımı konusunda sorumlu olmadığı yönündeydi. Fakat şirket sahipleri bir yıl hapis cezası ve hak sahiplerinin geçmiş yıllarda uğradıkları zararın karşılığı olarak 3 milyon € para cezasına çarptırıldılar.

Diğer bir problem ise kamunun telife tabi eserlerin ve özellikle de müziğin kullanımı konusundaki bilgisizliği ve gençlerin bu kullanımlar sonucu hak sahiplerinin mutlaka bir hak edişe sahip olmaları gerektiğini öğrenmeleridir. Aksi takdirde, fikri mülkiyeti meydana getiren ve gelecekteki çalışmaları destekleyecek olan kaynaklar kurumaya başlamıştır. Müzik artık üzücü ama gerçek; kültürel mirasın bir parçası olmaktan çok kolaylıkla çöpe atılabilecek fiziksel bir ürün olarak görülmektedir. İnsanlar fikri mülkiyete sahip ve hak ediş ödemeleri gereken eserleri tüketmekte olduklarının farkında değiller ve olmak da istemiyorlar. Müzik artık depozitosuz bir ürün gibi insanların cep telefonlarından, MP3 çalarlarından, BlackBerry’lerinden ve iPhone’larından kolaylıkla ulaşabildikleri, tüketebildikleri bir emtia haline gelmiştir. Tüketicilerin artık müziği satın alma gibi bir endişeleri yoktur, çünkü internetten bedelsiz olarak müziğe erişebilmektedirler.

Müziğin ücretinde bir düşüş olduğu gözlemlenmektedir. Geçmişte bir single çalışması 6,00 €’a satılırken, bugün dinlemek istenilen bir parça internetten 0,99 €’a kolaylıkla indirilebilmektedir. Apple firması bu konuda “iPod” ürünü ve buna bağlı olan müzik satış yazılımı olan iTunes ile çok büyük bir başarı kazandı. Bunun gibi aslında bir e-ticaret sitesi olan Amazon da sitesinde bir internet satış sitesi kurdu. Önce savunulan argüman fiziksel ürünlerin kalitesinin MP3 dosyalarına göre çok yüksek olduğu yönündeydi ancak günümüzde gelişen teknoloji ve hızla artan MP3 çalar satışları, evimizdeki fiziksel ürün çalarların yerini MP3 çalarların almasını sağladı.

Robbie Williams gibi artistler dahi kitleleri bir yapımdaki müziğin illegal yoldan temin edilmesine davet ediyorsa -çünkü bu yapımdaki müzik çoktan belli bir tirajı yakalamış ise- o zaman ana problem yanlış bir noktaya kaymaktadır. Uluslararası üne sahip sanatçıların, bu tür yönlendirmeleri sadece kendi gelirlerinin azalmasına sebep olmamakta, ayrıca her ek gelir kaybının sonucu sektörün yeni yetenekleri ve sektör yatırımlarını olumsuz etkilemektedir. Maalesef günümüzde müzik yapımcılarının yeteneklere sponsor olamamasının bir sebebi de bu tür yanlış yönlendirmelerin sonucudur.

Uzun vadede genç müzisyenlerin sorgulaması gereken konu bu sektörden geçimlerini sağlayıp sağlayamayacaklarıdır. Eğer sonuç olumsuz ise ne yazık ki sadece müzik sektörü değil, kültürel platform da zedelenecektir...

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|