ozdemir arkan KAPTAN ARTIK SESSİZ DENİZLERDE…

Müzik dünyamız önemli bir hukukçuyu kaybetti. Av. Özdemir Arkan (Kaptan), 19 Nisan gecesi aramızdan ayrıldı. Arkan, “Telif ve Bağlantılı Haklar” olgusuna değerli hizmetler vermiş; müzik emekçisinin örgütlenmesine yol göstermişti. O’nu naif İstanbullu kibarlığı ve savaşmayı seven hukukçuluğuyla anımsayacağız.

Birçok ortak anıyı paylaştığımız bu değerli dostu bendeki izleriyle anlatmaya çalışacağım.

30 yıllık bir dostu, saygı duyduğum bir hukukçu büyüğümü yitirdim. Üzgün olmakla birlikte “er geç ölüm” gerçeğiyle yüzleştiğimiz günlerdir bu günler… Kaybettiğimiz değerlerle neler paylaştığımız bir film şeridi halinde gözümüzün önünden geçiverir.

Özdemir Bey’i 1975 yılında Hürriyet’te müzik yazıları yazarken tanımıştım. Plak piyasasının korsanla mücadeleye başladığı yıllarda Av. Özdemir Arkan, öncü kişiliğiyle yapımcının yasal mücadelesine ışık tutuyordu. Bu alanda yasal mücadeleleri izlerken, müzik sektörüne “Telif ve Bağlantılı Haklar”ın yasal temelini öğretmeye çalışıyordu. Hiç dinmeyen sanatçı-yapımcı çekişmesinde emsal gösterilen sözleşmeleriyle müzik hayatımızın “sektör” olabilme özelliğine de katkı sağlıyordu.

Konuşma dili ve hazırladığı sözleşmelerde kullandığı Türkçe, edebiyatçı yanını öğrenmemi sağladı. Aynı yıllarda şarkı sözü yazarlığını denedi. İbo’nun seslendirdiği “Benim Balonlarım Vardı”, Gökhan Abur’un “Yıldızlar Damı Deliyor” ve Coşkun Demir’in “Sevgiye Tutsak” şarkılarının sözleri Özdemir Arkan (Kaptan) imzasını taşıyordu. 70’li yılların sonlarında Grek müziğin Türk müzik piyasasına girmesinde önemli katkılar sağladı. Özellikle Mikis Theodorakis albümlerinin Türkiye’de piyasaya sunulmasındaki yasal engellerle mücadele etti.

Osmanlı dönemi İstanbul yaşamında özellikli bir yeri olan “Pera” kültürüne olan tutkusu “Beyoğlu” kitabını yazmasına etken olmuştu. “Beyoğlu” kitabında “Beyoğlu Argosu”na kılavuzluk etmişti. Kullandığı dil “Eski bir Beyoğlu Beyefendisi” portresiyle örtüşürken, “Beyoğlu Argosu” üzerine bir sözcük hazırlaması bana çok ilginç gelmiştir.

Dostluğumuz aralıksız sürdü. 1986 yılında “Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması”nı başlatırken en büyük desteği, Özdemir Bey’den aldım. Yarışmanın 70 maddelik “Şartname”sini hazırlamıştı… Uzmanlığıyla 17 yıl boyunca tek bir sorun ile karşılaşmadım. Bu şartname öncelikle jüri değerlendirmelerine kılavuzluk yapmış ve örnek bir “Yarışma Şartnamesi” olarak övgü kazanmıştı.

1989 yılında POPSAV (Popüler Müzik Sanat Vakfı)’nın temeli atıldı. Ortak çalışmalara başlarken, Özdemir Bey POPSAV’ın Hukuk Danışmanı olarak Vakıf Tüzüğü’nü hazırladı ve benim Genel Sekreterliğim dönemimde çalışmalarımız devam etti. Tüm dünyada sanatçının, siyasetçinin üstünde bir gücü olduğuna inanırdı. Bu gücü de örgütsel anlamda kullanmayı severdi.

Son dönemde amansız bir hastalıkla mücadele ediyordu. Kendi ifadesiyle “artık kocadım” deyip “sonsuzluğa göç”ün sinyallerini veriyordu. Ama hiçbir anlamda teslim olmayı sevmezdi Özdemir Bey. Yaşam O’na yük gelse de sorumluluk duyduğu tüm işlerin peşindeydi.

Son telefon konuşmamızda tiryakisi olduğu Krepen’deki Yorgo’nun meyhanesinde hasret gidermeyi kararlaştırmıştık. Buluşamadık... 19 Nisan gecesi 02:00’da gelen bir SMS mesajı şöyle diyordu: “Özdemir Bey, gece kulübünde sanatçı dostumuz Erol Evgin’i dinlerken, masada kalp krizi geçirerek vefat etti.”

Fırtınalı denizlerde gemisini ustalıkla limana yanaştırmayı bilen Kaptan; acılara teslim olmadan, müzik dinlerken göçüp gitmişti.

Dilediği gibi…

Özdemir Bey’le bir Yorgo akşamını son bir kez paylaşamadım. Sevdiği Rum mezeleriyle süslü bir sofra ve bir kadeh şarapla, dinmeyen hayat kavgasını konuşabilirdik. Olmadı...

Son selamımı gönderirken, yarım kalan önemli mesajımı da iletmek isterim:

“Özdemir Bey, dostluğunuz ve hayatıma kattıklarınız için sonsuz teşekkürler… Sakin denizlerde rotanız cennet olsun…”

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|