TABUTA SON ÇİVİYİ ÇAKAN “CİCİ BEBE”DEN MEKTUP VAR
Son dönemde adından söz ettirmeyi başaran bir grup var: Erdem Acır, Engin Öğüş ve Kıvanç Çubukçu’dan oluşan Ankaralı rock grubu “Cici Bebe”… İlk albümleri için öyle bir pazarlama stratejisi geliştirdiler ki, sıkıntı içinde olan müzik dünyasına adeta son noktayı koydular. Albümlerinin adı: “Tabuttaki Son Çivi”... Adından da anlaşılacağı gibi kan ağlayan sektöre çakılan son çivi anlatmak istedikleri… Peki ne yaptılar da böylesine dikkat çekmeyi başardılar? Boş CD’lerini 1 TL’den satışa sundular. CD’de müzik yok, albümdeki şarkılar internetten bedava indirilebiliyor. Dileyenler yani gerçek bir albüm sahibi olmak isteyenler de; indirdikleri şarkıları 1 TL’den sunulan “Tabuttaki Son Çivi”ye kaydedebiliyor.
Bir müzik CD’si ile boş bir CD’nin farkının kalmadığına dikkat çekmek isteyen grup, satıştan herhangi bir gelir beklemiyor… Ve kendi cümleleriyle albümlerinin çıkış hikayesini anlatıyorlar.
İşte o hikaye…
“Müzik piyasasının durumu malum, önce korsan CD'lerin, ardından dijital kopyaların yaygınlaşmasıyla geleneksel fiziksel müzik ortamlarının (kaset, CD gibi) satışları son 10 yılda hızla düşüşe geçti. Biz bu durumun geri çevirilemeyecek bir süreç olduğunu düşünüyoruz. Çünkü ezici çoğunluğu oluşturan sıradan dinleyici; her zaman, en kalitelinin değil en kolay erişilir ve en kolay kullanılır ortamın peşinde olmuştur. Bazılarınca yasakların en üst düzeye çıkarılması bu noktada çözüm olarak görünse bile, bir yılı aşkın süredir yasaklı olan Youtube sitesinin, Türkiye'den en çok ziyaret edilen ilk 10 site arasındaki yerini koruması bunun pek de mümkün olmadığının kanıtıdır. Bu durumda sanatçıların hakları nasıl korunacak? Herkes en önemli sorunun bu olduğunu söylüyor ama aslında herkesin en son düşündüğü nokta da bu. 13.06.09 tarihli Hürriyet Cumartesi ekinde Tolga Akyıldız'ın bizimle ilgili haberinde altını çok iyi çizdiği üzere, müzik şirketleri bu krizi atlatmak için masrafsız projelere yöneldi. Bu süreç, albüm kaydının, masteringinin, hatta bazen video kliplerin masraflarının müzisyenlere yüklenmesine yol açtı. Aynı şekilde müzisyenlerin topluma ulaşmasında büyük rol oynayan bazı televizyon kanallarının da, video kliplerin yayınlanması karşılığında para istediği biliniyor. Yani televizyonda klibinizin yayınlanıp, telif geliri almanız için, önce yüklü miktarda bir ‘yatırım’ yapmanız gerekiyor.
GÜÇLÜ BİR MESAJ VERMEK İSTEDİK
Biz de, şirketlerle yaptığımız görüşmelerden sonra kendi işimizi kendimiz görmeye karar verdik ve bir plan yaptık. Bu plana göre dinleyiciler ne de olsa şarkılarımıza dijital kopya yoluyla ulaşacağından, şarkıları ücretsiz bir şekilde İnternet'ten dağıtmaya karar verdik. Birçok İnternet sitesinin de yaptığı gibi biz de sitemize reklam alabileceğimizi ya da destekçiler (sponsorlar) bularak yeni bir ekonomik model uygulayabileceğimizi fark ettik. Ancak insanların sitemize girmesi için öncelikle ‘haber’ olmamız gerekiyordu. Bunun için başka müzisyenlerle kavga etmeyeceğimize, televizyon kanallarına kamyon yüküyle para vermeyeceğimize ya da mankenlerle gezerken görüntülenmeyeceğimize göre; akıllıca, etik ve güçlü bir mesajı olan bir fikre ihtiyacımız vardı... Bunun için de çok beklememiz gerekmedi, menajerimiz (ve aslında çok yakın bir arkadaşımız) bir gün çay içerken ‘neden boş CD çıkarmıyorsunuz?’ deyiverdi.
SONUÇ BİZİ ŞAŞIRTMADI
Sonuç olarak kimsenin tanımadığı bir grupken şimdi Türkiye'nin bir kısmının tanıdığı bir grup haline geldik. Bundan sonraki adımları, bu tanınırlığı müziğimiz açısından olumlu bir etkiye çevirmek ve kendi kitlemize ulaşmak olarak sıralayabiliriz. Belli bir kitleye sahip olduktan sonra, sitemize başta planladığımız gibi reklam ve sponsor alabileceğimizi umuyoruz. Bunu başarmamız ise dünyada henüz denenmemiş bir modeli uygulamamız anlamına geleceği için, bize Türkiye dışında da belli bir ölçüde tanınırlık sağlayabilir. Daha şimdiden dünyanın garip köşelerinden sitemize giren insanlar olduğunu takip edebiliyorsak, bunun çok da uzak bir hedef olmadığını düşünüyoruz. Tabii her şey planlandığı gibi gitmeyebilir ve bundan sonra tamamen başarısız olup bu arenadan silinip gidebiliriz. Siteyi açmadan ve basın bültenlerini dağıtmadan önce de bir başarısızlık ihtimali olduğunu ve bunun pek de küçümsenmeyecek büyüklükte bir ihtimal olduğunu biliyorduk. Ancak başarma şansımız olduğunu ve başarırsak bugün geldiğimiz noktaya geleceğimizi de biliyorduk, yani bu sonuç bizim için pek de şaşırtıcı olmadı. Sonuçta sadece karar vermemiz gerekiyordu; deneyecek miyiz, denemeyecek miyiz? Biz ilkini seçtik ve pişman değiliz.”
“Tabuttaki Son Çivi”nin sahiplerinden AKORT’a gelen bu mektup, dileriz müzik piyasasının dirileceği günlerde tatlı bir anı olarak kalır...
MÜZİK SEVGİSİ HAYATINA YÖN VERDİ
Yale Üniversitesi’ndeki doktora eğitimine başlamak üzereyken, müzik sevgisinin ağır basmasıyla profesyonel müzik çalışmalarına yönelen Funda Kurtuldu, ilk single çalışmasının ardından 11 şarkılık “Yeniden” adlı albümünü yayınladı.
Albümde bulunan 11 şarkıdan 5’nin müziği ve 10 tanesinin sözü Funda Kurtuldu’ya ait. Kendi yazdığı sözleri, ürettiği besteleri insanlarla paylaşarak, müziğini ve kendisini daha iyi anlattığına inanan genç şarkıcı, “Sahnedeyken aldığım keyif, konserlerimde hissettiğim bütünleşmişlik duygusu ve canlı performans sonrası dinleyicilerimden gelen samimi sözler, üretkenliğimi ve yaratıcılığımı besliyor.” diyor.
Albümde dikkat çeken müzisyenler ise şöyle: Mustafa Canbazlar, Zafer Sanlı, İbrahim Mertoğlu... Küçüklüğünden bu yana müziğe ilgisi olan genç müzisyenin akademik hayatı da başarılı bir çizgiye sahip. Funda Kurtuldu; 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü ikincilikle, 2007 yılında da Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü master programını birincilikle bitirmiş.
AVNİ ANIL, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANILDI
“Rüya Gibi Uçan Yıllar”, “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun”, “Kader Kime Şikayet Edeyim Seni Bilemem” gibi sayısız eserin sahibi ünlü bestekar Avni Anıl, aramızdan ayrılışının 1. yılında Bahçeşehir Musiki Derneği’nin düzenlediği konser organizasyonuyla hatırlandı.
Sunuculuğunu Mustafa Yolaşan’ın üstlendiği gecede; öncelikle Avni Anıl’ın yaşamı ve müziğe yaptığı katkılardan söz edildi ve ardından TRT İstanbul Radyosu sanatçılarından Cengizhan Sönmez yönetiminde Bahçeşehir Musiki Derneği Korosu tarafından eserleri seslendirildi. Konserin konuk sanatçısı Alp Arslan; Anıl’ın 7 eserini yorumladı ve misafirler arasında yer alan Mediha Şen Sancakoğlu da seslendirdiği eserlerle geceye renk kattı. Konser, duygusal anlara da neden oldu. Değerli bestekar Avni Anıl’ın kızı ve kız kardeşi konser boyunca duygusal anlar yaşadılar ve gözyaşlarına hakim olamadılar.
Ünlü Besteci Avni Anıl’ın Hayatı
Türk Sanat Müziği’ne büyük katkıları olan ve çok sayıda eseri bulunan Avni Anıl, 23 Nisan 1928 tarihinde İstanbul’da doğdu. Selimiye’deki Ondokuzuncu İlkokulu bitirdi. Paşakapısı Ortaokulu ve Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Askerlik sonrası Polis Enstitüsü’ne girdi. 1955 yılında polislikten ayrıldı ve gazeteciliğe başladı. Üç yıl Akşam Gazetesi’nin sanat sayfasını yönetti. 1955-1967 yılları arasında İstanbul Radyosu’nun haber servisinde çalıştı. 1967 yılında “Anıl Yayın Ajansı”nı kurdu. Dünya Gazetesi’nin sanat sayfasını yönetti. “Musıkî ve Nota” dergisini çıkardı. “Musıkî Sözlüğü” adı altında dört ciltlik eserini neşretti. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen “Devlet Sanatçısı” unvanını aldı. 14 Haziran 2008 günü İzmir'deki evinde vefat etti.
YEPYENİ BİR GRUP: BATI YAKASI
Geçtiğimiz yıl Rock’n Dark Express yarışmasında elde ettikleri birinciliğin ardından albüm projesiyle ödüllendirilen “Batı Yakası” grubu, müzik piyasasında isimlerini duyurma yolunda ilk adımı atmış oldu.
Çanakkale’de eğitim gören Korhan Çelik (vokal-gitar), Can Bezgen (gitar), Altuğ Şenkal (bas gitar), Ergün Yıldız(davul)’ın bir araya gelmesiyle kurulan grup, albümlerini “ilk aşk, ilk heyecan” olarak nitelendiriyor. 10 şarkının yer aldığı çalışmada; aşk, hayat ve düzeni sorgulama, umut üzerinde duruluyor. Ayrıca Çanakkale Zaferi’ne ithafen yazdıkları bir şarkı da var: “Son Nefes”...
Şarkıların hepsi yeni ve bunu özellikle tercih ettiklerini belirtiyorlar: “Yarışmadan yeni çıkmış, profesyonel hayata ilk adımını atan yeni bir gruptuk ve her şeyimizin de yeni olmasını istedik. Aslında Türkiye’nin şu sıralar en çok ihtiyacı olan şey her alanda üretmek. Biz de hem Türkiye müzik piyasasına yeni şarkılar katmak istediğimiz hem de bunun bir ‘Batı Yakası’ albümü olmasını istediğimiz için cover ve featuring’den uzak durduk.”
Öncelikli hedeflerini; emin adımlarla yürüyerek, piyasada kendilerine yer edinmek olarak açıklayan “Batı Yakası”, “En çok istediğimiz şeylerden biri de şarkılarımızı konserlerde on binlerce kişiye tek bir ağızdan söyletmek” diyor. Geçtiğimiz aylarda, üniversite şenliklerinde ve Efes One Love Festival’de sahne alan grup, yaz turnesine devam ediyor.
ETNİK RAPÇİ
Şimdiye kadar birçok sanatçıyla çalışan söz yazarı, besteci ve prodüktör Ercan Kızılkaya, yaptığı müzik çalışmalarıyla Belçika, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde etnik müzik çalışmalarına başlayacak. “Etnik Rap” olarak tanımladığı müziğinin Avrupa kulüplerinde büyük ilgi gördüğünü söyleyen Kızılkaya, “Taxi” adlı single çalışmasının ardından yeni bir albüm hazırlayacağını belirtti. Ülkemiz ile yurt dışındaki rap anlayışının birbirinden farklı olduğuna da dikkat çeken Kızılkaya, müzik kökenli bir aileden geliyor ve 20 yıldır müzik piyasasında çalışmalarda bulunuyor.
YENİ ALBÜMLER
FAHİR ATAKOĞLU’NUN “ÜÇLEME”Sİ
Geçtiğimiz yıl sanat yaşamında 25. yılını kutlayan dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fahir Atakoğlu, sevilen üç albümünü “Üçleme” adıyla bir araya getirdi. 25 yılı aşkın sürede baleden, tiyatroya; belgesellerden, reklam müziklerine uzanan değişik türlerde eserler besteleyen Atakoğlu, “Ağır Roman Bale Müziği”, “75. Yıl Kutlamaları” ve “Beyza’nın Kadınları” adlı üç CD’sini Türk müzikseverleriyle buluşturdu.
Albümlerden kısaca söz etmemiz gerekirse; “Ağır Roman Bale Müziği”, Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanan, Aysun Aslan’ın yazdığı 2 perdelik dans tiyatrosu için bestelenen eserlerden oluşuyor. Türkiye’de İstanbul Opera ve Bale’sinin sahneye koyduğu eser, Amerika’da “East Side Story” adıyla piyasaya sürülmüştü. Daha önce 17 ülkede dağıtımı yapılan “75. Yıl Konseri” albümünde ise; Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana Türkiye’nin tarihini anlatan eserler yer alıyor. Çalışmanın son CD’si ise; daha öncede piyasaya sunulan Mustafa Altıoklar’ın “Beyza’nın Kadınları” adlı filminin müziklerinden oluşuyor.
BESTECİ PERİLİOĞLU’NDAN YENİ ŞARKILAR
Besteci ve yorumcu Fethi Perilioğlu, söz ve müzikleri ağırlıklı olarak kendine ait eserlerden oluşan yeni albümünü yayınladı.
“Senler Kopuyor” adını alan albüme Rıdvan Okyar, Uğur Karataş, Fatma Koç söz ve müzikleriyle katkıda bulundular. “Annem”, “Erzincanlı”, “Kahpe Yalnızlıklar” gibi eserleri yorumlayan Perilioğlu, ayrıca Nazım Hikmet Ran’ın “Karıma Mektup” şiirini besteledi. Eserlerini; Songül Karlı, İsmail Hazar, Zekeriya Ünlü, Nuray Hafiftaş, Berdan Mardini gibi yorumcuların seslendirdiği Perilioğlu, ilk eserlerinden “Minnoş”un Ahmet Kaya tarafından yorumlanmasıyla adını duyurmuştu.
HURŞİD YENİGÜN NOSTALJİSİ
80’li yıllarda yaptığı fasıl albümleriyle müzik piyasasına farklı bir eğlence sunan Hurşid Yenigün, nostalji yaşatıyor. 1978 yılında çıkardığı “Pop Fasıl” LP’den bu yana “Hurşid Yenigün ve Grubu” konseptiyle birçok albüme imza atan sanatçı, bu albümlerden derlediği şarkılarını “Best Of” olarak derledi.
“Unutulmayan Günlerin Unutulmayan Şarkıları” adını alan albümde “Ayva Çiçek Açmış”, “Darıldın mı Gülüm Bana”, “Şeker Oğlan”, “Gırgıriye-Roman Muhabbeti”, “Muallim” gibi eserler yer alıyor.
UNUTULMAZ BESTELERİYLE SELMİ ANDAK
Türk Pop Müzik tarihine önemli eserler kazandırmış bestecidir Selmi Andak… Müzisyen ve besteciliğinin yanı sıra ürettiği projeler ve fikirleriyle de müziğe yön vermiş, birçok sanatçıyı da üne kavuşturmuştur.
Eski şarkıları toplayarak müzikseverlere sunan Ossi Müzik bu kez de Selmi Andak imzalı 34 şarkıyı bir araya getirdi. “O Şarkıyı Henüz Yazmadım” ve “Bal Gibi Olur” adını alan 2 ayrı CD’den oluşan çalışmada, Nükhet Duru’dan Esin Afşar’a; Sezen Aksu’dan, Erol Evgin’e birçok sanatçı şarkılarıyla yer alıyor.
Hepsi orijinal kayıtlarından CD formatına aktarılan şarkılar, Türk popunun aranjman yıllarından çok renkli örnekleri bir araya getiriyor. Bunlardan bazıları ise şöyle: “Ve Ben Yine Yalnız-Sevinç Tevs”, “Sen Şu İşe Bak-Füsun Önal”, “Vazgeçtim Ben Bu Aşktan-Gönül Turgut”, “Aşk Çiçeği-Asu Maralman”…
KISA... KISA...
- Elektronik müzikseverler için, 31 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında bir organizasyon düzenleniyor. Ülkemizde ilk kez gerçekleşecek “Tranceworld 2009”, Kilyos sahilinde iki gün boyunca sürecek bir festival özelliği taşıyor. Chris Lawyer & Thomy, Yahel, Ernesto & Bastian gibi birçok ünlü DJ festivale katılacak.
- Turkcell Kuruçeşme Arena, bu yaz da önemli müzisyenleri ağırlıyor. Mekanın Temmuz ve Ağustos takvimi şöyle: 3 Temmuz Yalın, 4 Temmuz Nilüfer, 17 Temmuz MFÖ, 20 Temmuz Deep Purple, 1 Ağustos Fatboy Slim, 7 Ağustos Yüksel Uzel, 8 Ağustos Ajda Pekkan, 9 Ağustos Mario Frangoulis...
- 2010 tarihinde Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapacak Norveç, yarışmanın tarihlerini açıkladı. Yapılan açılamaya göre; 55. Eurovision Şarkı Yarışması önümüzdeki yıl, birinci yarı final 25 Mayıs, ikinci yarı final 27 Mayıs ve final de 29 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşecek.
- 80’li yılların unutulmaz müzikali “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, ilk kez ABD’de sahnelendi ve izleyiciden tam not aldı. Müzikal, 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosuyla 3 bin seyirci kapasitesine sahip Beacon Tiyatrosu’nda kapalı gişe oynadı ve ayakta alkışlandı.
- 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesi kapsamında İstanbul’un fethinin sahneleneceği “Fatih” adlı müzikalin hazırlıkları sürüyor. Besteci Taner Demiralp’in 4 yıldır üzerinde çalıştığı müzikalde, 90 dansçı ile birlikte gelişmiş sahne teknolojileri ve dekorun kullanılması planlanıyor.
Makaleyi Tavsiye Et |
0 Comments|