FİKRET KIZILOK’U DOSTLARI ANLATIYOR…

ARDA USKAN: arda2

SİVRİALAN KÖYÜ’NÜN YOLUNU TUTTUK...

20’li yaşlarda tanışmıştık. İlk gazeteciliğe başladığım yıllarda, o da ilk plağını yapıyordu. Cahit Oben Orkestrası’nda gitar çalıyordu, şarkı söylüyordu. Çok beğenmiştim. O dönemlerde arkadaşlığımız ilerledi. İkimiz de çok gençtik.

O dönemde ben Aşık Veysel ile röportaj yapmak istiyordum. Fikret de türkülerini söylemek için izin almak istiyordu. Beraber Sivas’ın Sivrialan Köyü’ne gittik. Saçlarım uzun olduğundan, otobüsten inerken yüzümüze tükürdüler. Sivas’ın sokaklarında tükürük yemişliğimiz vardır beraber...

Aşık Veysel’in yanına gittiğimizde, türküyü okumak için izin istediğini belirtti. 2 şarkısını Aşık Veysel’e çaldı. Çok beğendi. Fikret, Sayan Plak’tan telif hakkı almıştı. O yıllara göre telifin konuşuluyor olması çok önemli bir şey. Şirket, Aşık Veysel’in şarkıları için 25 Lira vermişti Fikret’e.

“Aşık Baba, ben bunun için şirketten para aldım. Kusura bakma çok fazla olamadı ama...” dedi.

O da “Oğlum sen o parayı al, gazoz parası yaparsın. Kullan şarkılarımı güzel söylüyorsun” dedi.

2 gece kaldık orada... O gitar çalıyordu, ben röportaj yapıyordum. Köy eviydi ve bir gece içeri öküz girmişti.

Aşık Veysel’in sazının telleri arasındaki mesafenin farklı olduğunu söylerlerdi.fikret_kizilok_asik veysel Aşık Veysel odada yokken, Fikret eline büyük bir dosya kağıdı aldı. Sazın arasına kağıdı koydu. Üzerini de kurşun kalemle çizdi. Tel aralıkları kağıda geçmiş oldu. Döndükten sonra da sazını o aralıklara göre uygulamıştı.

Kalamış’ta Todori adlı meyhanede ünlü şairlerin, alaturka bestecilerin oturduğu masalar vardı. İsimleri yazardı masalarda. Yanılmıyorsam Selahattin Pınar’ın masasında otururdu hep. Gitarını getirirdi. Akşamları hem içerdik, hem de gitar çalar, şarkı söylerdi. Bütün meyhanedekilere bedava konser verirdi.

Çok da iyi bir diş hekimiydi. Kızıltoprak’ta yeri vardı. Zaman zaman Bodrum’da buluşuyorduk. Batı müziğiyle çok güzel sentez yaptı. Ondan öncekiler türküleri orkestrayla söylerlerdi. Fikret ise; hem Batı müziği, hem de Türk Halk Müziği’nin bir sentezini yapmıştı. Müziğinin farkı buydu.

“Why High One Why” diye bir şarkısı vardı. Müthiş eleştirel bir şarkıydı. Rock’n Roll gibi bir şeydi ama o şarkıda bile akustik enstrümanlarla çalışırdı. Çekirdek Sanat Evi’nde Bülent Ortaçgil’le çalışmalar yapmıştı. Bülent Ecevit ziyaretine gelmişti. Fikret, cesurdu. Bir şarkının tutması için hiç şarkı yapmadı. Popüler olma kaygısı yoktu. Gözü karaydı, istediği şeyleri yaptı hep. Kimisi tuttu, kimisini de hiç kimse bilmiyor...

LEMAN SAM LEMAN SAM:

YALANLARA VE MASKELERE KARŞI OLAN BİR İNSANDI

Türkiye’de balat tarzı müziğin öncüsü oldu. Müzik yelpazesi çok genişti. Rock da yapıyordu. Ben onu ilk müziğe başladığı zamanlarda değil, daha sonrasında tanıdım. Siyasi ve sosyal yapısı, duruşu, dünyaya bakışı, dünya görüşü benimle çok paralel olan bir insandı. O nedenle bana her zaman çok saygın gelmiştir.

Müzikalitesine de çok güvenirim. Müzik yapmak için insanın iç dünyasının çok zengin olması gerekiyor. Ben Fikret’in bu konuda iç dünyasının çok sağlam ve derin olduğuna inanıyorum. Yaptığı hiçbir şarkısı boş değildir.

Türkçe sözlü müziğin bence duayenlerinden ve yabancı şarkılara söz yazıp söylemenin dışında Türkçe şarkı söylemenin zevkine vardıran bir insandır Fikret. Onu dinlediğiniz zaman Türkçe söylemek istersiniz. Böyle bir etki bırakır. Şarkıları insanın içine işler ve yıllarca onu atamazsınız.

Ben “Gönül”ü ilk dinlediğimde “Albümüme koyacağım” dedim ve albümün çıkış parçası olarak “Gönül”ü seçtim. Bana “Yanlış yapıyorsun. Bu şarkıyı Fikret Kızılok söyledi, Sibel Sezal söyledi. Parça eskidi” dediler. Ben de “Bu şarkı eskimez, bu şarkıyı kitlelere duyurmak istiyorum” dedim. Ve gerçekten de “Gönül” çok ses getirdi. Sözleri Fikret’indir, bestesi Özkan Samioğlu’na aittir. Yanlış biliyorlar aslında ama çok güzel bir kombinasyon.

Gerek duygusal, gerekse siyasal açıdan Fikret’in yaptığı şarkıların hiçbiri boş değildir. Kendisiyle uzun süreli bir dostluk yapamadım, Bülent Ortaçgil vasıtasıyla tanıdım.

Zaman yetmedi, onu erken kaybettik. Son zamanlarıydı ve kızgınlıklar içersindeydi. Gerek siyasi hayata, gerekse müzik piyasasının gittiği yöne karşı... Bunun acısını içinde çok fazla hissedebilen bir insandı. Yalanlara, maskelere çok karşı bir insandı. Onun için çok öfkeliydi. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Benim ruhum en çok iki besteciyle uyuştu. Biri Fikret Kızılok, diğeri Vedat Sakman’dır. Yeni albümüme de 2 ya da 3 Fikret Kızılok bestesi koyacağım.

FUAT GUNER FUAT GÜNER:

SEVGİLİ FİKRET KIZILOK DOSTUMA;

Çocukluk arkadaşım, Türkiye’nin çok değerli besteci, söz yazarı ve yorumcusu olarak, yaptığın birçok plak ve konserle tüm müzikseverlerin kalbinde özel bir yerin oldu her zaman.

Bana verdiğin şarkı sözleriyle birçok beste yapmama sebep olduğun için ne kadar teşekkür etsem azdır. Feneryolu’ndaki evinde ve stüdyonda gerçekleştirdiğin o güzelim şarkıların ilk halini bana dinlettiğin günleri hatırlıyorum. Birlikte mutfağında gitarlarımızla yaptığımız muhabbet ve müzikleri özlüyorum. Vespa motosikletinle beni gezdirdiğin günlerden Barış Manço ile yaptığımız konserlerden, kıkırdamalarımızdan geriye hatıralar kaldı.

Neredesin dostum? Seni çok özlüyoruz. Teknende geçirdiğimiz saatlere; Bodrum’da, Ölüdeniz’de geçirdiğimiz gecelerin tadına bir daha nasıl varırım bilmiyorum.

Etrafta pek gözükmeyi sevmezdin. Yaratıcılık ve söz yazarlığı konusunda yeteneğin ve özelliğin seni sadece halkın değil, müzisyenlerin de takdirini kazanan bir sanatçı yaptı.

Sadece sanatçı değil, aynı zamanda başarılı bir diş hekimiydin. Suadiye’deki küçük evde verdiğin konserler hala hafızamda, ne güzel günlerdi. Beraber müzik yapardık, sohbet ederdik, frankofonluğumuzla dalga geçer çok gülerdik. Dişlerim de sana emanetti. Dişlerim sağlam ama sen yoksun...

Bu yoğun duygu ve çalışma içinde kalbini yordun (gerçi ben de by-pass geçirdim ya) ve birçok güzelliğe imza atacakken, “Kalbim” şarkısını da yapmış olmana rağmen; kendini bizim kalbimizde bırakıp, kalbinin seni yarı yolda terk etmesine izin verdin.

Neler yaşadığını, neler hissettiğini çok iyi biliyorum. Şimdi senin başarını ve özelliğini oğlun Yağmur’da görüyorum. Çok iyi bir fotoğraf sanatçısı oldu.

Belki anlatacak çok şey var. Ama bir sayfaya ancak bu kadarı sığıyor. Seni unutmayacak olan ve seven dostun...

SAKIN GELME

(Söz: Fikret Kızılok Müzik: Fuat Güner)

Sakın Gelme Sözlerim Kayıp

Ayıp Ediyorum Kendime

Bir Sızı Var İçimde… Ölesim Tuttu

Yaşıyorum Gürül Gürül Kaç Gündür

Uyku Tutmuyor Sakın Gelme

Sakın Gelme Hazır Değilim

Deliyim Kaç Gündür

Lodosum Tuttu

Poyrazım Soğuk

Sakın Gelme Dönesim Yok

Çok Uzaktayım Çok

Bir Şarkı Var Aklımda

Söylemesi Ayıp

Sözleri Kayıp

ORTACGIL KONSERI BÜLENT ORTAÇGİL:

HEM İŞ HEM DE ŞARKI ORTAĞIMDI

Fikret’le ben 1984 yılında tanıştık. Onun açmış olduğu Çekirdek Sanat Evi’ndeki faaliyetlerine katıldım. Onunla beraber Çekirdek’te 1-2 albüm yaptık. Resitaller verdik, birlikte şarkı yazdık. Hem iş ortaklığı yaptım, hem de şarkı ortaklığı yaptım. Uzunca bir dönem, 1990 yılına kadar birlikte şarkı ürettik.

O yıllar içinde eşimden çok Fikret’i gördüm. Çok yakın dostumdu. Sürekli beraberdik, kayıt yapardık. Farklı biriydi.

Fikret’in sözel dünyası çok kuvvetliydi. Melodik olarak Batı Anadolu tınılarını severdi. Okumuş, okuduğu şeylerden birtakım şeyler çıkarmış ve ona inanan, onun gibi yaşayan ve şarkılarını söylemeye çalışan biriydi. Çok sivri dilli, keskin sözler yazabilen biriydi.

Uzunca süre birçok şey paylaştık onunla, birçok anımız var. Bunlardan ilk aklıma gelen Fikret’in evinin mutfağında iki günde 10’a yakın çocuk şarkısı yazmamızdır. Bu birlikteliğimizin verimi hakkında bir fikir verebilir. Birbirimizi tamamlıyorduk. Benim yapamadıklarımı o yapıyordu, onun yapamadıklarını ben yapıyordum daha çabuk olarak. Mesela, Fikret çabuk söz yazıyordu, ben çabuk müzik düşünebiliyordum ve o nedenle eksiklikler kapanıyordu. Eğer ikimiz de ikna olmuşsak, farklı şeyler çıkıyordu ortaya.

Sivri dilinin dışında, insanların pek bilmediği bir tarafı da çok iyi bir sofra adamı olmasıydı. Çok iyi bir yemek adamıydı. Ondan bir sürü şey öğrendim...

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|