osman karaca 2 ONK AJANS 50 YAŞINDA

- Telif ve bağlantılı hak örgütleri daha kurulmadan önce; 1959 yılında Türkiye’nin ilk telif hakları ajansını kuran Osman Necmi Karaca bugün 86 yaşında.

- İleri yaşına rağmen uğraşına saygıyla bağlı kalan usta gazeteci; “İstediğim kadar kitap okurum” diye başladığı işinde, uluslararası düzeye erişen bir hak kurumunun öyküsünü anlattı AKORT’a.

- ONK’un bugünlere gelişi Türk Telif Tarihi’ne altın harflerle yazılacak bir değer taşıyor. İşte o güzel yaşam öyküsü…

Türkiye’nin ilk telif hakları ajansı olan ONK; 1959’dan bu yana Türk ve yabancı yazarların temsilciliğini yapmış, onların yüzlerce kitabının yayımlanmasını sağlamış, eser sahiplerinin haklarını savunmuş uluslararası bir kurum… Ajansın kurucusu Osman Necmi Karaca elli yıl önce böyle bir kuruluşu Türkiye’de kabul ettirebilmiş; bugünlere tek başına getirmiş ve ülkenin en büyük ve alanında tek telif hakları ajansını yaratmıştır.

Osman Necmi Karaca’nın baş harflerini taşıyan ONK Ajans Türkiye’nin en eski ve en büyük telif hakları ajansı... Bundan 50 yıl önce ONK Ajans’ı kurup telif haklarını profesyonel olarak savunmaya başlayan Karaca, “İstediğim kadar kitap okurum diye bu işe girdim” diyor.

Karaca, bugün 86 yaşında ve işinin başında. Haftanın 4 günü kendi kurduğu şirketine gidiyor ve çalışmaya devam ediyor. Karaca bu yıl 50. yaşını kutlayan ONK’u şöyle ifade ediyor:

“Biz Türkiye’de tekiz çünkü hem yayınevlerine yabancı yazarların hakkını satıyoruz, hem de Türk yazarların haklarını Türk yayıncılara ve dışarıdaki yayınevlerine, ajanslara karşı koruyoruz. Gerek Türkiye’deki haklarını gerekse yabancı ajanslar önündeki satışlarını biz yönetiyoruz… Yani ONK Ajans hem Türk yazarların hem de yabancı yazarların haklarını korumaktadır. Bu konuda da tektir.”

Telif haklarıyla İsviçre’de okurken 1940’lı senelerde karşılaştığını söyleyen Osman N. Karaca, aradan geçen o kadar seneye rağmen ülkemizin bu konuda, oradaki muntazamlığa erişemediğini belirtiyor:

“İsviçre’de okurken talebe derneğinin başkanıydım. Bir balo verdik. İlk defa böyle bir organizasyon yaptığımızdan, orkestrada görev alacak piyanist arkadaşıma ‘Balo için ne yapmalıyız?’ diye sordum. Kendisi ilk olarak izin almamız gerektiğini söyledi. Ben de telif hakları konusunu bilmediğim için ‘Polisten mi izin almamız gerekiyor?’ diye sorudum. Bana ‘Hayır! Besteciler örgütünden’ cevabını verdi. İzni aldık, balo verildi. Arkadaşlarım ‘Gel Osman çaldığımız şarkıları liste yapalım’ dediler. Ben ilk önce bir anlam veremedim. Müzisyenler tarafından o gün çalınan şarkıların listesi yapıldı. Her şarkının karşısına parası yazılarak liste imzalandı. O sırada eser sahipleri uykuda mıydı nerdeydi bilinmez ama paraları tıkır tıkır işledi; hakları korundu. Ben ilk defa burada telif haklarına rastladım ve bu olaya çok şaşırdım…”

“BEDAVADAN KÜTÜPHANE SAHİBİ OLMANIN YOLU”

- ONK Ajans’ı nasıl kurduğunuzu anlatır mısınız?

- 50’li yılların ortalarında telif haklarıyla uğraşan 3 kişi vardı. Birincisi İsmail Kemal Elbir idi. Fransızlar’ın iki kuruluşu SACD ve SACEM’i temsil ediyordu. Sonradan bu işi kardeşi Halit Kemal Elbir üstlendi. SACD tiyatroyla, SACEM müzikle ilgili telif konularını yürütüyordu. Bugün SACEM’i MESAM, SACD’ı ise ONK Ajans temsil ediyor.

İkinci kişi Ali Rauf Akan İnsel’dir. Ali Rauf Bey özellikle çizgi roman konusunda çalışıyordu. Opera Mundi’nin ve King Features Syndicate’ın temsilcisiydi.

Üçüncü kişi ise romanla ilgili telif işleriyle uğraşan Enver Esenkova idi. Akşam Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü’yken o yıllarda romanlar tefrika halinde yayımlanırdı. Enver Esenkova bize romanlar getirirdi, biz onları okuyup beğenirsek gazetede yayımlardık. Eskişehir Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak göreve başlayınca onun temsil ettiği firmalar açıkta kaldı. Bunları bana devretmesini istedim. Bedavadan iyi bir kütüphane sahibi olmanın en güzel yolu buydu. Temsilcisi olduğu yayınevlerinin hepsine bir mektup yazdı, beni onlara tanıtı. Kitap okumak hevesiyle bu işe başladım. Gazeteciliğin yanında bunu da yürütmeye çalıştım. O zamanlar ajans falan yoktu, kişiler vardı. Ajans olarak ilk biz kurulduk. ONK Ajans 1959 yılında faaliyete başladı.

onkkokteyl - Gazeteciliği ne zaman bıraktınız? Mesleğinizden ayrılmak size neler hissettirdi?

- Başlarda gazetecilikle, telif hakları alanındaki çalışmalarımı beraber yürüttüm. Mesleğin yanı sıra ek iş olarak başlamıştım. 1962 yılında aktif gazeteciği bıraktım ancak mesleğimle ilgim hocalık olarak devam etti. 1982 yılına kadar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü’nde (şimdiki İletişim Fakültesi) öğretim üyeliği yaptım. YÖK kurulup benim dersimi iki sömestrden bir sömestre indirince ben de ayrıldım. Gazetecilikle ilgim 1982’ye kadar sürdü.

Başlangıçta mesleğimden ayrılmak beni üzdü çünkü mesleğimi çok seviyor ve uğraş veriyordum. Ancak zamanla telif hakları alanında çalışmayı da çok sevdim. Bu meslekte alakalı olduğum kişiler belirli bir kültür seviyesinin üzerindeler. Bu, sizin kültür dağarcığınızı zenginleştiriyor. ONK Ajans olmasaydı ben, Kemal Tahir, Adalet Ağaoğlu, Orhan Kemal ve diğerleriyle nasıl dost olabilirdim?

- 1951 yılında telif hakları ile ilgili kanunun çıkmasından sonra sizin kuruluşunuz gerçekleşmiş. Telif hakları alanındaki çalışmalarınızı çeşitli kurumlara kabul ettirmeniz zor oldu mu?

- Başlangıçta çok zordu. Çünkü biz dahi telif hakları konusunu bilmiyorduk. Avukat bile zor bulduk. Daha sonra bir arkadaşım hatırım için avukatlığımızı üstlendi. 1951’de yasa çıkmış, biz 8 yıl sonra kurulmuşuz. Yargıç konuyu bilmiyor, biz bilmiyoruz. Yayınevleri, tiyatrolar bizi çabuk kabul etmedi. Çünkü karşılarında hak talep eden bir kuruluş vardı. Özellikle yayınevleri bizim kuruluşumuzdan mutlu olmadılar çünkü istedikleri gibi hareket edemiyorlardı, biz koşullar getiriyorduk. Onlar alışmışlardı dükkandan bir kitap alıp çevirtmeye.

Yaşadığım bir olayı aktarırsam o günleri daha iyi anlatmış olurum; Yayınevlerinden biri, hakları ajansımıza bağlı bir yazarın kitabını izin almadan yayımlamıştı. Telefonla aradık yayıncıyı ve kendisine “Şu kitabı basmışsın” dedik, “Evet” dedi. Biz de “Kitabı nereden aldınız?” diye sorduk. Bu sorumuzla “Bu kitabın yayım hakkını kimden aldınız?” demek istemiştik. Aldığımız yanıt ilginçti: “Kitapçıdan para verip aldık” dedi. Evet! O günlerde bir kitabı çevirtip basmak için kitapçıdan satın almak yeterliydi.

- Türk yazarların haklarını takip etmeye ne zaman başladınız?

- 1963 yılına kadar tüm çalışmalarımız yabancılara dönük gerçekleşti. ONK Ajans’a bağlanan ilk yazar, Kemal Tahir idi. Zaten teklif de kendisinden gelmişti. O’nu yanılmıyorsam 1965 yılının başında, Orhan Kemal takip etmişti. Sonra Cevat Fehmi Başkut’un başkanı olduğu Türkiye Tiyatro Yazarları Derneği toptan bir anlaşma yapınca Adalet Ağaoğlu, Çetin Altan, Necati Cumalı, Rıfat Ilgaz gibi isimler ajansa dahil oldular.

“TEK PROBLEM KORSAN MESELESİ”

- 50 yıl önceyle şimdiyi kıyaslarsak nasıl değişimler oldu?

- Eskiye nazaran çok büyük farklılıklar var. 1960’larda “Vahşi Batı Yasaları” hüküm sürdü. Yayınevleri o tarihlerde istedikleri kitabı hiçbir telif hakkı ödemeden yayımlayabiliyordu. Biz ajansı kurduğumuzda Türkiye işin çok başındaydı. Şimdi telif hakkı davalarına bakan ihtisas mahkemeleri var. Konuyu az-çok bilen yargıçlar var.

Bir eseri yabancı bir yayınevine satabilmek için zorluklar çekiyorduk. Diğer ülkelerin yaptığı gibi, Kültür Bakanlığı TEDA diye bir uygulama çıkardı. Böylelikle yabancı bir yayınevi, bir Türk eserini yayınlamaya karar verdiği takdirde; bunun çeviri hakkını, çeviriye vereceği veya hazırlanmasıyla ilgili parayı Kültür Bakanlığı ödüyor. Bu, yabancıların ilgisini çekti tabii.

Telif hakları bugün epey oturdu yerine. Koşullar ortaya çıktı. Tek problem, korsan meselesi. Sonuç olarak telif haklarındaki gelişim yine de olumludur diyebilirim.

Ajansın ilk yıllarında yaşamış olduğum bir olayı sizlere aktarayım; Hergé (Georges Remi)’nin yarattığı dünyaca ünlü çizgi roman “Tenten”in temsilcisiydik. Hergé’nin o zaman 19 Tenten albümü var. Ama Türkiye’de basılan izinsiz albümlerin sayısı 20 taneydi. Hergé benden bu 20. kitabı yollamamı istedi ve yolladım. Hergé “Bu adam benim 19 albümümden parçalar çıkarmış, sonra onları kendi yazdığı senaryoya göre montajlamış ve yepyeni bir kitap yapmış” dedi. Böyle bir kurnazlığa hem çok şaşırmış hem de hayran kalmıştı. Yabancılar şaşırsa da böyle şeyler Türkiye’de çok olurdu.

- ONK’un çalışma sistemi nedir?

- Bize bağlı olan yabancı yazarların hakkını Türk yayınevlerine satıyoruz. Türk ve yabancı yazarlarda işleyen sistem aynı… Bir yazarın bize bağladığı eserini tanıtan bir sayfalık bir metin hazırlıyoruz ve bu tanıtımı; yayınevlerine, eğer tiyatro eseriyse tiyatrolara ve rejisörlere yolluyoruz. Yayıncı karar vermek için ikinci merhalede eserin ya bir bölümünü ya da tamamını okumak istiyor. O zaman kitabın manuscript’ini (taslak) - daha önce basılmamışsa eğer - sunuyoruz. Karar verildiği takdirde bizim koşullarımızla sözleşmeye bağlıyoruz. Telif hakkı için bir avans, kitap yayınlandıktan sonra bakiyesini alıyoruz. Her yazarın maliyeye ödemesi gereken bir stopaj vergisi var, onu yatırıp komisyonumuzu aldıktan sonra kalanı yazara aktarıyoruz.

herge “BU TARZ ÖRGÜTLENMELER GEREKLİ”

- Edebi ve müzikal olarak hak meslek birliklerinin gidişini nasıl buluyorsunuz?

- Bu tarz kuruluşlar ülkemizde gereklidir. Çok da faydalı bir olay olduğuna inanıyorum. Bizim de çoğu telif hakkı ajanslarıyla iletişimimiz oluyor. Kabul etmek lazım ki böyle bir örgütlenme yararlı. Telif haklarıyla ilk karşılaşmam İsviçre’de okurken gerçekleşmişti. 40’lı yıllardaki orada gördüğüm hassasiyetin hala burada olduğunu sanmıyorum. Biz müzikle fazla uğraşmıyoruz ancak bu alanda büyük aksaklıklar olduğunu düşünüyorum. Bizde 4 tane besteci var ama oyuna veya sinemaya müzik yapan besteciler…

- Tiyatro alanında da tek yetkili kuruluşsunuz diyebilir miyiz?

- Evet diyebiliriz. Bizden başka tiyatro alanında ajans yok. Yabancı oyunlar var, Türk yazarların oyunları var. Yani tiyatro arşivinde en zengin firmayız. Şu an Türkiye'de sahnelenen oyunların yüzde 85'ini biz getirmişizdir çünkü bizden başka uğraşan ajans yok.

- Bir de yan kuruluşunuz olan MAG Multimedia var?

- Evet, orası bir televizyon kuruluşu. MAG’ın açılımı Mehmet, Ali Şevket, Güler... İki oğlumun ve eşimin isimlerinin ilk harfleri. Devlet Tiyatrosu’ndan arkadaşımız Fatoş Sevengil TRT’de çalışırken “Bewitched diye bir dizi var onun hakkını alalım. Biz onu tiyatro oyuncularını oynatarak canlandırmak istiyoruz” dedi. O zaman Ülkü Tamer uğraştı konuyla. Karşımıza “Columbia Pictures” çıktı. “Ne diye bunu baştan çekiyorsunuz, biz size haklarını verelim siz de TRT’ye satın... Ve bizim temsilcimiz olun” dediler. Biz kısacası “Tatlı Cadı”nın burnunu oynatmasıyla televizyona girdik. 35 senedir bu sektördeyiz, başında da oğlum Mehmet Karaca var.

“TÜRKİYE’Yİ HİÇ DÜŞÜNMEMİŞİZ”

Karaca, ileride hayata geçirmeyi planladığı bir projesi olduğunu belirtiyor;

“İngilizce olarak hazırladığımız iki web sayfamız var. Bir tanesi genel. Hangi yabancı yazarların hakkını savunmuşuz, hangi kitaplar çıkmış bunları anlatmakta (www.onkagency.com). Bir de ‘Turkish Authors’ başlığı altında yabancılara Türk yazarları tanıtan bir sitemiz var (www.turkishauthors.com). Fakat nedense asıl önemli olan Türkiye’yi hiç düşünmemişiz. Bu nedenle Türkiye’deki yayınevlerine, tiyatrolara, televizyon firmalarına hitap eden bir sayfa yaptık; bu kadar arşiv ve malzeme var, bunları kıymetlendirelim dedik.”

Hazırladıkları bu web sitesinin faaliyette olduğunu ancak tam oturmadığını, eksikler olduğu için resmen ilan edilmediğini ifade ediyor ve ekliyor:

“İçeriğinde ONK Ajans’dan haberler olacak; Şu kitabın hakkı satıldı, şu oyunun hakları satıldı, şu tiyatroda oynanacak vb… Umuyorum ki ilgilenen bir kişi; bir kitap hakkını temin etmek için bize sormaya ihtiyaç duymadan ne yapması gerektiğini oradan öğrenebilecek.”

80 TÜRK YAZAR VE 200 YABANCI YAYINEVİNİN TEMSİLCİSİ

ONK Ajans, 80’e yakın Türk yazar, çevirmen, çizer ve bestecinin temsilciliğini yapmaktadır. Ayrıca 90’ı tek yetkili (exclusive) olmak üzere 200 kadar yabancı yayınevi ve ajans ile işbirliğini sürdürmektedir. Tiyatro telif hakları konusunda faaliyet gösteren tek ajans olan ONK, ajansa bağlı yazarların yapıtlarının sinemaya, televizyona aktarılması konularında da birçok çalışma yapmaktadır. Ajansa bağlı yazarların şiirlerinin, ünlü yorumcuların albümlerinde yer alması da ONK Ajans aracılığıyla gerçekleşmektedir.

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|