Türkiye’nin yoğun siyasi gündeminde “Müziğin sorunları ne kadar önemsenir?” diye sorulabilir ancak müziğin kültür boyutu çoğu zaman her türlü politik gücün üstündedir.
Bakın, bir “Sarı Gelin” türküsü Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına duygu köprüsü oluşturdu. İki ülke insanı “soykırım” yaftasından beslenen düşmanlıklara karşı durmak için “Sarı Gelin”e sığındılar. Bu nedenle müzik her daim uzlaşma yoludur...
Dünya insanını birbirine kaynaştıran bu tılsımlı gücün bizdeki önemini belirlerken öncelikle ekonomisine doğru bakmalıyız.
Müzik sektörü içinde var olan tüm üretenler, çok ciddi ekonomik sıkıntı yaşıyor.
Ekonomik sorunlar ve karşılaşılan haciz davaları, yalnız yapımcıların değil yorumcu ve eser sahiplerinin de başında şu günlerde. İş yapan, üretime katılan 8 veya 10 yapımcı dimdik ayakta. Ama çarşının çoğunluğu yatırım yapmıyor, sadece elindeki eski kataloğun bekçiliğini yapıyor.
Müzik yapımcısının yatırımcı gücü kalmayınca ne oluyor; prodüktör özellikli aranjörler ve yorumcu sanatçılar albümlerini kendileri çıkarıyorlar. Biten albümler ambalajlanıp dağıtımcı firmalara teslim ediliyor. İlginç bir görüntü; plak şirketleri işlevsiz kalırken şimdi artık her aranjörün kendi stüdyosu var, stüdyolar çoğaldı...
GÖZLER MESLEK BİRLİKLERİNDE
Müzik pazarının bu küçük analizinden sonra değerlendirmeyi bir başka yöne çeviriyoruz. Çarşı - pazar bittiğine göre gözler ve umutlar şimdi müzik meslek birliklerinde. Onların hukuksal mücadelesi sonucu müziği kullanan kesimlerinden kazanılan haklar, hak sahiplerine aktarılacak ve böylelikle sektörün kan kaybı bir ölçüde önlenecek.
İyi güzel de bu beklenti yine ferahlamaya yetmiyor. Meslek birliklerinin yasal mücadelesinde yaklaşık 10 yıl geride kalırken ülke genelindeki telif ve bağlantılar geliri % 20’lere dahi varmıyor. Yeni meslek birliklerimiz ortak bir çabayla fikri mülkiyet hakkını Türkiye’ye tanıtırken, sahip oldukları bu yasal hakların tahsili için ciddi bir hukuk mücadelesi veriyorlar.
Bir yandan mekanik satışın azalmasından kaynaklanan darboğaz… Ve bundan mağdur olan tüccarı, bestecisi, şarkıcısı, müzisyeni, teknisyeni ve hamalı… Öte yandan meslek birliklerimizin yasal mücadelesinden gelir bekleyen büyük bir üye çoğunluğu. Bu noktada meslek birliklerinden hak bekleyen üyelerin sayıları da ilginç seviyede…
Bakıyoruz:
Eser sahipleri (Besteciler ve söz yazarları):
MESAM: 5800 üye
MSG: 2911 üye
Müzik yapımcıları (Bu alanda MÜYABİR ve MÜZİKBİR adlı iki meslek birliği daha bulunuyor):
MÜ-YAP: 135 üye
Yorumcular:
MÜYORBİR: 1200 üye
Yukarıda görüldüğü gibi müziğin üretiminde hak sahibi olan eser sahibi, yapımcı ve yorumcular ayrı tabelalar altında örgütlenmiş durumdalar. Yasal haklarını takip ederken bir dayanışma sergiliyorlar ancak sektörün üretim hacmi daralırken, tümünün karşısında aynı sorun bulunuyor:
“Daralan sektörde üretime katkı sağlayamayan eser sahibi, yapımcı ve yorumcu üyeler nasıl geçim kaynağı bulacak?”
Aktüel repertuvar ve dinlenirlik esasına göre hak dağıtımında bu konu meslek birliklerinin önünde ciddi bir sorun olmaktadır.
Bu önemli sorunla birlikte gündemde 5846 no’lu Telif ve Bağlantılı Haklar Yasası üzerindeki yeni taslak çalışması hazırlığı var. Yeni taslakta özellikle her alanda tek meslek birliği olması koşulu, mevcut bazı meslek birliklerinin birleştirilmesini sağlayacaktır. Birleştirme niyeti ve bu süreç müzik hayatımız açısından büyük önem taşıyor. Kültür Bakanlığı’ndaki ilgili bürokratların bu önemli değişiklik maddesinde, meslek birliklerimizden görüş alması doğru bir yaklaşım olacaktır. Çünkü bugüne dek uygulamalardaki yaşananlar ve çarpıklıklar, doğruyu bulmakta en gerçekçi çözümü sağlayacaktır.
İNTERNETİN YARATTIĞI HASAR…
Geçtiğimiz Eylül ayında internetin en çok sanatçı ve müzisyen profiline sahip olan sitelerinden “My Space” ile “Last Fm” sanatçıların telif ve bağlantılı haklarını ödemediği gerekçesiyle MÜ-YAP tarafından kapatıldı. Sonraki süreçte anlaşmak için görüşmelerin devam ettiğini biliyoruz ancak bu noktada önemli bir hatırlatma yapalım. “My Space” ve “Last Fm”in sadece yapımcı meslek birliğiyle anlaşması yetmez. Eser sahiplerini temsil eden MESAM ve MSG ile... Ve yorumcuları temsil eden MÜYORBİR’le de anlaşması gerekmektedir.
Yasaklamalar sırasında yapılan açıklamalarda internetin müzik dünyamızda yarattığı hasar kara bir tablo çiziyordu:
“ADSL’in Türkiye’ye geldiği 2004 yılında 42 milyon CD satılıyordu. Bu yıl rakam 6 milyona düştü. Türk Müzik Endüstrisi’nin internetten kaybettiği para her yıl 50 milyon dolar”.
Bu doğrultuda MÜ-YAP 2.800 internet sitesine savaş açtı.
Birçok yasal siteyle anlaşma sağlanırken, kar amacı güden müzik içerikli sitelerle yapılan mücadelede müziği paylaşanlar, şarkıların hak sahiplerine ve onların örgütsel mücadelesine saygı ile bakmalılar. Tüm dünyada fiziksel satışlar düşerken, bunun başlıca sebebi internet üzerinden müziğin dinlenmesi ve indirilmesidir. CD alınmazken, sanatçıların dijitalde var olan haklarının doğru takip edilmesi müzik üreticisinin yaşamıyla, solumasıyla ilgilidir.
Bu nedenle “My Space” ve “Last Fm”in kapatılmasıyla meydana gelen tartışmalarda; genç müzisyenin milyonlara kavuşma heyecanıyla, gerçek hak sahibi müzik üreticisinin hukuksal mücadelesini birbirinden ayrı tutmak gerekir.
Müzik hayatımızda böylesi bir çöküntü yaşanırken “Müzik Bedava Olmalı” diyenlere, açlıktan ölen müzisyenler örnek gösteriliyor…
Oysa;
Müzisyeni bu tür kavramlar uğruna ölüme mahkum etmek, hangi çağdaş kavramın kabulü olabilir!
Müzik hayatımızın zorlu ve sıkıntılı manzarasını bu çerçeveye sığdırmaya çalıştık. Şimdi beklentimiz; müziğin tüm aktörleriyle, yasalarımızı çizenlerin aynaya doğru bakmasıdır...
Makaleyi Tavsiye Et |
0 Comments|