ilham gencer Q Jazz Bar TÜRKİYE’NİN MÜZİK TARİHİNDE BİR MARKA İMZA:

CAZ PİYANİSTİ İLHAM GENCER

Türkiye’de caz müziğinin ustalarından, hayatını müziğe adamış bir isim İlham Gencer… Ajda Pekkan’dan Emel Sayın’a birçok şarkıcıyı müzik dünyasına kazandıran piyanist, 77 yıldır sahnede sevenleriyle buluşuyor. Ülkemizde müziğin ve müzisyenlerinin bugüne gelmesinde büyük rolü olduğunu belirtirken “Hayatta iken vefa görmek istiyorum” diyor.

İlham Gencer bugün 84 yaşında ve piyanosunun başında başladığı müzik hayatına aynı tempoyla devam ediyor. Türkiye’de müzik adına birçok ilk gerçekleştirdi. Özellikle Batı Müziği’nin Türkiye’de gelişmesinde önemli bir yere sahip olan Gencer, kendisini sanatçı olarak görmediğini belirtiyor ve ekliyor: “Ben caz piyanistiyim…”

İlham Gencer piyanosu ve performansıyla salı günleri Kalamış Marina’da; çarşambadan cumartesiye 4 gün de Taksim Pera Tulip Otel’de sevenleriyle buluşuyor. Son albümü “Bir Yaşayan Çınar” ve hayatının anlatıldığı “Sanat ve Siyasette İlham Gencer” isimli kitap ise son dönemde onu mutlu eden gelişmeler...

Başarılarla dolu hayatını bir roman gibi kaleme alan Sami Coşkun’a her fırsatta teşekkürlerini sunuyor: “Sami Coşkun Cumhuriyet döneminin en önemli ve en verimli cam ve tombak ustalarından. Asıl mesleği yazarlık değil ama Allah vergisi bir kabiliyetle hayatımı yazdı. ‘Sanat ve Siyasette İlham Gencer’ kitabı 1925-1998 arasında yaşadıklarımı anlatıyor. Çok yoğun çalıştığım 1998-2010 yılları arası da ikinci kitapta yer alacak. Benim hayatımı kaleme alma talebi de kendisinden geldi.”

Müzik hayatı boyunca sayısız albüme imza atan usta müzisyen son albümü “Bir Yaşayan Çınar”ı sevenlerine sunuyor:

“Albüm 19 şarkıdan oluşuyor. Son parça hariç diğerlerini 6 lisanla söylüyorum. Türkçe olan tek şarkı ise rahmetli Arif Nihat Asya’nın bir dörtlüğü olan ilk Türk caz parçası: Yavuklu Binnaz.” İlham Gencer albümde ayrıca son keşfim dediği ve ülkemizi Estonya, Finlandiya ve Letonya’daki yarışmalarda temsil eden İpek Dinç ile 3 parçada düet yaparak müzik dünyasına bir ismi daha takdim ediyor.

ilham gencer1949 “İLK KONSERİMİ 7 YAŞINDA VERDİM”

Çok küçük yaşlarda annesini izleyerek piyano çalmayı öğrenmiş Gencer. Kimsenin kendisine müzikle ilgili bir şey öğretmediğini belirtip o günleri şöyle anlatıyor:

“Bakırköy’de yazlık açık hava sineması vardı. Orada annem sessiz filmlerde piyano çalardı. Ben de yanına otururdum onu izlerdim. Gördüklerimi, duyduklarımı evdeki konsol piyanoda hemen çalardım. Nota falan bilmiyorum, hiçbir zaman da öğrenmedim.”

İlk bestesini 5 yaşında yapan Gencer’in ortaöğrenim ve lise yıllarındaki müzik çalışmaları, onu profesyonel bir müzisyen olmaya yöneltir:

“7 yaşında Saray Sineması’nda ilk konserimi verdim. İlk bestem olan İlham Vals’i çaldım. Ortaokulda müsamerelerde müzik yapardım. Şişli, Eminönü, Beşiktaş, Taksim halkevlerinde profesyonel olarak para almadan sahneye çıktım. Daha sonra Baltalimanı’nda Miyami adında bir gazinoda çıkmaya başladım. İstanbul Harbiye Orduevi’nde yedek subaylığını yapan bir grup asker müzisyene piyanomla eşlik ettim. Günde 10 lira yevmiyem vardı. Düğünlerde, orduevinde piyano çalıyordum. Beyoğlu’nda da bazı yerlerde çıkıyordum.”

1949 yılında İstanbul Radyosu’nda haftada bir gün “İlham Gencer’le Cumartesi Gecesi” diye bir program için anlaşır:

“Ben radyoya girince orada müzik yapmak için bir grup kurdum. Arif Mardin de bizim çalıştığımız stüdyoya gelerek aramıza katılırdı. İlk başlarda sadece müzik çalardık. Haftada bir gün 20 dakikalık canlı yabancı müzik yapardık. Daha sonra ilk eşim şarkıcı Ayten Alpman programın solistliğini yaptı. 1963 yılına kadar programlar devam etti.”

ilham gencer grup “EMEL SAYIN, CEM KARACA BENİM ÖĞRENCİLERİM”

İlham Gencer “Özel Konservatuvar” olarak anılacak Çatı Kulübü’nü, 1960 yılı başlarında Şişli’de açar ve pek çok sanatçı ilk burada sahne alır:

“6 katlı bir binanın en üst katında açtık Çatı’yı. Gayriresmi bir konservatuvar gibiydi. Altın Mikrofon yarışmalarının provaları da Çatı’da yapıldı. Ajda Pekkan Çatı Kulübü’nde ilk kez benle sahneye çıktı. Cem Karaca’yı babası tiyatrocu Mehmet Karaca bana emanet etti. Annesi Rikkat Uyanık, Barış Manço’yu Çatı’ya getirdi ve Barış yıllarca okul çıkışı piyanomda çalışmalar yaptı. Emel Sayın’a İngilizce caz söylettim. Füsun Önal ilk kez Çatı’da sahne aldı. Metin Ersoy’a ‘Kalipso Kralı’ ismini dahi ben koydum.”

Bu ünlü isimler gibi birçok şarkıcıyı Türkiye’ye tanıttığını belirten Gencer “Onlara bir şey öğretmedim. Benim imkanım vardı, kendilerini gösterebilecekleri bir kulübüm vardı. Bu birçok isme nota değil ama şarkı söylemesini, repertuvar yapmasını öğrettim” diyor.

En az bu isimler kadar önemlisi ise Gencer’in dünyaya lanse ettiği Eartha Kitt. 1950 senesinde Kervansaray’da dans gösterileri yapan Amerikalı şarkıcı ile burada tanışan İlham Gencer, “Hayatını bana borçlu” dediği Kitt’e ‘Kâtibim’ şarkısını öğreterek meşhur olmasını sağlar.

“BAK BİR VARMIŞ...”

Çatı’nın ilk açıldığı yıllara kadar herkes yabancı dilde şarkılar söylerken Fecri Ebcioğlu’nun sözlerini yazdığı, İlham Gencer’in seslendirdiği “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”la Türk Pop’u başlar:

“1961’de rahmetli Fecri Ebcioğlu, Çatı Kulübü’ne gelmişti. Hollanda’dan dönerken uçakta sigara paketinin arkasına Bob Azzam’ın o günlerin popüler şarkısı ‘C’est Ecrit Dans Le Ciel’ine Türkçe sözler karalayıvermiş. Ben de şarkının müziğini bildiğim için sözleri hemen adapte ettim. Bir gecede 8 defa çaldık. Ardından Odeon devreye girdi, benle plak yaptılar. Türkiye’de bir ilk gerçekleşti ve ilk kez bir pop şarkısı Türkçe sözlerle söylenmiş, plağa alınmış oldu. Bu nedenle milat olduk; ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’la Türkiye’yi salladık.” Ayrıca Gencer, en popüler olduğu bu yıllarda 7 sene üst üste sadece piyano çalarak Türkiye’de vergi rekortmeni olan tek müzisyen olur.

ilham gencer onur “BİRÇOK TÜRK MÜZİSYEN İŞSİZ DOLAŞIYOR”

Türkiye’de şarkı söyleyen, müzik yapan tüm isimlerin bugüne gelmesinde katkısının olduğunu belirten Gencer, 1956-1958 yılları arasında kendi kurmuş olduğu Türkiye Müzisyenler Sendikası’nın başkanlığını yapar:

“Başkan olduğum yıllar içinde Meclis’ten Türk müzisyenlerin çalışma haklarını korumak ve yabancı müzisyenlerin çalışmalarını kısıtlamak için bir kanun çıkarttırmıştım. Bu kanunla turistik otellerde, aralarına en az bir tane Türk müzisyen koymak şartıyla yabancı müzisyenler çalışabilir hale gelmişti. Ama bugün işler o zamanki gibi işlemiyor. Benim müzisyenlerim iş arıyor, yabancılar çalışıyorlar.”

Müziğe ilk başladığı yıllarla bugünü karşılaştıran Gencer, günümüz pop şarkılarında kullanılan kelimelere eskiye göre önem verilmediğini söylüyor:

“Şarkı sözleri arasında Mariana Çukuru ile Everest Tepesi kadar fark var. Eskiden çok zarif kelimeler kullanılırdı. Şimdi ise maalesef öyle değil. Sözler çok önemli, buna sahip çıkmak lazım. Atatürk bir gecede Arap harflerini değiştirdi. Dünyanın hiçbir lideri bu güce sahip değildir. Bugün O’nun sayesinde konuşuyor ve Türkçe şarkı söylüyoruz. Bunu unutmamak gerekiyor.”

“BANA KULAK VERSİNLER”

Ölümünün 71. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak için Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda düzenlenen törende “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye bağırması ve Atatürk posterini havaya kaldırmasıyla sivil polis memurları tarafından müdahale edilen Gencer o günü şöyle yorumluyor: “Elimdeki pankart değildi. Atatürk’ün fotoğrafı vardı. Ne var bunda? Ben siyaset yapmadım. Ama bana müdahale ettiler. Yalnız hakikaten polisler bana kibar davrandı.”

Son olarak, yaşarken vefa ve duyarlılık beklediğini belirtiyor Gencer:

“Vefa istiyorum. Şarkıcıların çoğundan vefa geliyor ve geldi. Ancak ben hem müzikle ilgilenen yöneticilerden hem de Türkiye’yi yönetenlerden biraz vefa bekliyorum. Hayatını müziğe vermiş, 5 yaşından beri piyano çalan bir müzisyene arada bir kulak versinler. MÜYORBİR’in “Müzikte 50. Yıl Onur Ödülleri” gecesinde Kültür Bakanı Ertuğrul Günay Bey benim programımı dinlemek için uçağını kaçırdı. Beni çok tebrik etti, kendisine müteşekkirim. Çok büyük bir jest yaptı. Diğer yöneticiler de Kültür Bakanımız gibi duyarlı olsunlar istiyorum...”

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|