BİR KAMU POLİTİKASI ANALİZİ:

 “TÜRKİYE’DE KORSANLA MÜCADELE ODAKLI FİKRİ HAKLAR POLİTİKASI”

- Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi’nin 2009/4 (Aralık 2009) sayısında yayımlanan ve ülkemizde fikri haklar alanında ve korsanla mücadele konusunda atılan adımların yukarıdaki başlık altında kapsamlı bir analizini içeren akademik çalışma, geniş araştırmalara dayanan kaynak belge özelliği ile dikkat çekmektedir. Söz konusu makale, fikri haklara ilişkin olarak akademik alanda ve uygulamada birçok çalışması bulunan ve bu alanda mesleki çalışmalarının yanı sıra hali hazırda Mülkiye’de doktora çalışmaları devam ettiği bilinen Kültür ve Turizm Bakanlığı Müfettişi Özgür SEMİZ’in imzasını taşımaktadır.

- Hukuk, kamu yönetimi ve siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, ekonomi ve sosyoloji gibi disiplinlerarası bir bakış açısı ile kaleme alındığı anlaşılan ve çarpıcı istatistiklerle zenginleştirildiği görülen makale, Türkiye’de bugüne kadar fikri hakların korunmasına ilişkin atılan adımları ve bu konuda ulaşılan noktayı analitik bir yöntemle incelemeye tabi tutmaktadır.

- AKORT, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri meslek birliklerinin fikri haklar alanındaki rollerine ilişkin önemli tespitleri de içeren söz konusu makalenin ana hatlarını, özet olarak aşağıda okuyucularına sunmaktadır.

“1952 yılında yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda uluslararası alanda ortaya çıkan gelişmeler ve ülke içi dinamiklerin yarattığı gereksinimler doğrultusunda günümüze kadar gelinen süreçte önemli değişiklikler gerçekleştirilmiş ve bu değişiklikler çerçevesinde fikri haklar alanında yeni düzenlemeler tesis edilmiştir. Özellikle 1990’lı yıllardan bu yana ortaya çıkan yasal düzenlemelerin tesisinde, uluslararası alanda beliren dinamikler baskın bir faktör olmuştur.

Bu düzenlemeler arasında yer alan ve 2004 yılında 5101 sayılı Kanun ile tesis edilen düzenlemeler;

Türk fikri haklar politikasında korsanla mücadele odaklı bir yaklaşım ortaya çıkarmış, anılan düzenlemeler ile politikanın odağına fikri hak ihlalleri yaratan korsan faaliyetlerle etkin mücadele ve fikri mülkiyet sistemini güçlendirme hedefi konmuş, bu suretle bu alanda yerli ve yabancı yatırımcıların önündeki engellerin kaldırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, temel politika amacı olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de 2004 yılında oluşturulan korsanla mücadele odaklı fikri haklar politikası, kamu politikası analizi tekniği çerçevesinde analize tabi tutulmaktadır.

Çalışmada yanıtı aranan sorular şunlardır:

- Korsanla mücadele odaklı politika, neden 2004 yılında ortaya çıkmıştır?

- Politikanın temelindeki problem, hangi aktörlerce nasıl tanımlanmış; gündeme nasıl ve ne şekilde getirilmiştir?

- Politika oluşturma süreci nasıl şekillenmiştir?

- Politika ne şekilde ve hangi araçlarla uygulamaya konulmuştur?

- Tüm bu süreçlerde aktörler kimlerdir ve rolleri neler olmuştur?

- Gelinen noktada politikanın çıktı ve sonuçları nasıl şekillenmiştir?

- Politika amaç ve hedeflerine ne ölçüde ulaşılmıştır?

Dikkat çekilen tüm bu sorular, makalenin içeriğinde ayrıntılı olarak analiz edilmektedir.

Makalenin nihai bölümünde Özgür SEMİZ şu sonuçlara ulaşmaktadır:

Küresel mal ve sermaye hareketlerinin hızla artmaya başladığı 1990’lı yıllara girilirken fikir ürünleri küresel ekonominin temel öğeleri arasında yer almış, gelişmiş ülkelerin dış ticaretinde milyar dolarlar ile ifade edilen hacimlere ulaşmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi; bilgisayar programları gibi yeni eser türlerini ortaya çıkarırken, aynı zamanda fikir ürünlerinin sahtecilik, taklitçilik ve korsan üretim yoluyla

küresel düzeyde ihlal yöntemlerinin de gelişmesine yol açmıştır. Bu süreçte, ticareti düzenleyen ulusal kanunlar, uluslararası sözleşmeler, WTO/TRIPS ve Avrupa Birliği gibi mekanizmalar, fikri haklar kavramına

ve fikri hakların korunmasına özel önem ve öncelik vermiştir. Bu gelişmelerden Türkiye de etkilenmiş, fikri haklara etkin koruma sağlamak konusunda daha önceki yıllarda görülmemiş bir çaba içerisine girmiş ve fikri hakları düzenleyen Bern Sözleşmesi, Roma Sözleşmesi, TRIPS ile AB müktesebatı çerçevesinde 1995 ve 2001 yıllarında kapsamlı mevzuat değişiklikleri gerçekleştirmiştir. Söz konusu değişiklikler ile özellikle teknoloji ve bilişim sektöründeki gelişmelere bağlı olarak bilgisayar yazılımları gibi yeni ortaya çıkan eser türleri ve bu eserlere ilişkin haklar koruma kapsamına alınmış, hak ihlallerine karşı müeyyideler ağırlaştırılmış, bağlantılı hak sahibi kategorisi altında tanımlanan hak sahiplerinin de haklarını koruma kapsamına alan yeni düzenlemeler tesis edilmiştir. Söz konusu gelişmelere karşın 2002 ve 2003 yıllarında fikri hak ihlali yaratan korsan faaliyetler dış dinamikler tarafından önemli bir problem olarak tanımlanmaya devam etmiş, hak ihlallerindeki süreklilik ülke içinde eser sahipleri, bağlantılı hak sahipleri, meslek birlikleri ve iş çevrelerince yoğun olarak tepkiyle karşılanmış, bu çerçevede dizayn edilen problem, kamuoyu ve hükümet nezdinde gündem yaratmış ve 2004 yılında korsanla mücadele odaklı bir politika geliştirilmiştir. Söz konusu politika 03/03/2004 tarihinde kabul edilen 5101 sayılı Kanun ile somutlaşmış, politikanın hedefi; korsanla mücadele etmek suretiyle fikri mülkiyet sistemini güçlendirmek olarak tanımlanmış, politikanın nihai amacı ise fikir ürünleri alanında yerli ve yabancı yatırımcının önündeki engelleri kaldırmak ve yatırım ortamını iyileştirmek şeklinde ilan edilmiştir.

2004 yılında ortaya konan açılım, politika transferinin bir ürünü olarak tezahür etmiş, uluslararası alanda ortaya çıkan gelişmeler problemin tanımlanması, gündeme gelişi ve politikanın oluşturulmasında etkin rol oynamıştır. 2004 yılından bu yana gerçekleştirilen politika uygulaması çerçevesinde, fikri hakların korunması ve korsanla mücadele kapsamında görevlendirilen ve politika uygulamasında başat aktörler olarak yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, il denetim komisyonları, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri meslek birlikleri ile fikri ve sinai haklar ihtisas mahkemelerinin idari, teknik ve uygulamaya yönelik kapasitelerinin yükseltilmesine ilişkin çalışmalar yürütülmüş, piyasada korsan faaliyetleri önlemeye yönelik kayıt ve tescil, sertifikalandırma ve bandrol uygulaması gibi işlemler tesis edilmiş, fikir ürünlerini ticari faaliyetleri çerçevesinde kullanan radyo ve televizyon kuruluşları ile otel, bar ve restoran gibi mahallerin lisanslanmasında önemli mesafeler kat edilmiş, korsan faaliyetler ve bu fiilleri işleyenlere yönelik operasyonların sayısında artışlar ortaya çıkmıştır. Politika sürecinde, ABD Özel 301 Raporları, Avrupa Birliği ilerleme raporları, AB üyelik müzakereleri süreci ve AB destekli Twinnig Projesi gibi mekanizmalar, yasal, kurumsal ve uygulamaya yönelik adımların şekillenmesinde önemli faktörler olmuştur.

2004 yılında oluşturulan korsanla mücadele odaklı fikri haklar politikası, sosyal ve ekonomik boyutları olan, belli bir dönemle sınırlı tutulmayan ve süreklilik arz eden makro bir politikadır. Söz konusu politika, henüz uygulama aşamasındadır. Çıktı ve sonuçları, 2009 yılı itibariyle bütün boyutlarıyla ortada olmasa da 2004 yılından bu yana gelinen süreçte, yasal, idari/kurumsal ve yargısal kapasitenin arıtılmasına yönelik atılan adımlarla fikri mülkiyet sisteminin geliştirilmesinde önemli mesafeler kat edilmiş, bununla birlikte piyasada korsan faaliyetlerin azaltılması yönünde henüz olumlu çıktılar elde edilememiştir. Aksine özellikle müzik eserleri, bilgisayar yazılımları ve süreli olmayan yayınlarda korsan ürünler, 2004 yılı öncesine oranla artış göstermiş ve piyasaya sürülen yasal fikir ürünlerinin sayısında ve elde edilen cirolarda yıllar itibariyle düşüş ortaya çıkmıştır. Bu tablo karşısında şunu söylemek mümkündür: Politika, piyasada arz ve talep yönlü bir direnç ile karşı karşıya kalmıştır.

Fikir ürünleri piyasasındaki mevcut durum ve giderek düşüş gösteren istatistikler karşısında, henüz korsanla mücadelede arzulanan nihai hedeflere ulaşıldığını söylemek mümkün değildir. Dünya genelinde 2008 yılı korsanlık oranlarına bakıldığında, örneğin yazılım alanında Bussiness Software Alliance verilerine göre 2008 yılında bu oranın; Asya Pasifik bölgesinde % 61, Orta ve Doğu Avrupa’da % 66, Latin Amerika’da % 65, Orta Doğu ve Afrika’da % 59, Kuzey Amerika’da % 21, Batı Avrupa’da % 33, Avrupa Birliği’nde % 35 ve dünya genelinde % 41 olduğu, Türkiye’de ise % 64 olarak gerçekleştiği ifade edilmektedir. Dünya genelinde fikir ürünleri piyasasında korsanlık olgusunu tamamen yok edebilmiş bir ülke bulunmamaktadır ve sıfır korsanlık hedefine ulaşmak, hiçbir ülke için mümkün görünmemektedir. Yukarıda değinildiği üzere yazılım sektöründe korsanlık oranı, bu konuda en sıkı tedbirler getiren ülkeler olan Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da sırasıyla % 21 ve % 33’dür.

Korsanla mücadelede hedef, korsanlık oranını mümkün olduğu kadar aşağı düzeylere çekebilmektir. Bu çaba, eser sahipleri ve fikri emeğin korunması kadar fikir ürünleri endüstrisinin gelişimi, yatırımların teşviki, istihdamın artırılması ve vergi kayıplarının önlenmesi açısından da zorunluluk arz etmektedir. Ancak fikri haklara koruma getirilirken, suç fiilinin ortaya çıkması sonrasında devreye giren polisiye operasyonlar ve cezai müeyyideler gibi salt bastırıcı önlemlerle hareket etmek, tek başına yeterli görünmemektedir. Politika uygulamasında, yaptırım gücü bakımından bastırıcı önlemlerin aynı kararlılıkla icrası gerekli olmakla birlikte, koruma ve kullanma dengesinin, bir başka deyişle eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin hakları ile eserin içinde filizlendiği toplumun menfaatleri arasındaki hassas dengenin temin edilmesi, fikir ürünlerinin fiyatlandırılması, milli gelir, gelir dağılımı, istihdam ve eğitim gibi sosyal ve ekonomik faktörlerin de dikkate alınması gerekmektedir.

Bu husus, özellikle bugüne kadar atılan ciddi adımlara karşın piyasada ortaya çıkan arz ve talep yönlü direnç dikkate alındığında önem arz etmektedir.

- Makalenin tam metnine, http://www.kultur.gov.tr/teftis linkindeki yayımlar sekmesinden ulaşılabilir.

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|