Abdurrahman2 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Dr. Abdurrahman ÇELİK,  AKORT Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza TÜRKER’in sorularını cevapladı...

SİNEMA İLE TELİF YENİDEN YAPILANIYOR

2010 yılı müzik meslek birlikleri açısından önemli bir yıl olacak. Başta, AB’ye uyum öngörülü yasa değişikliği olmak üzere, yitik olan müzik sektörüne devletten sağlanacak destek, müzik ürünlerinde KDV oranının indirilmesi, Özel Kopyalama Vergisi’nin meslek birliklerine aktarılması, bandrol ve kayıt tescil takiplerinin meslek birliklerine devri gibi merakla beklenen atılımlara en yetkin isimden çözüm ve öneriler aradık.

Ali Rıza TÜRKER: Fikri mülkiyete bağlı 25 kadar meslek birliği içinde MESAM, MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR gibi müzik meslek birliklerinin hak takibindeki işlevlerini ve dayanışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Abdurrahman ÇELİK: Meslek birlikleri, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eser sahibi ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının takibinde oldukça etkin bir role sahip. Fikir ve sanat eserlerinin umumi mahaller ile radyo ve televizyonlarda lisanslı bir şekilde kullanılması ve bu kullanımlardan doğan bedellerin; eseri üreten, topluma ulaştıran ve tanıtan kişilere kısacası sanat emekçilerine dağıtılması, büyük ölçüde meslek birliklerinin işlevlerini doğru bir şekilde yerine getirmelerine bağlıdır. Bu konuda meslek birliklerine önemli görevler düşüyor.

Bakanlığımız idari ve mali denetiminde faaliyet gösteren meslek birliklerinin sayısı 7 Ekim 2009’da BİROY’un (Birleşik Oyuncular Meslek Grubu) kurulmasıyla birlikte 25’e ulaştı. Bu durum ülkemizi Avrupa Birliği düzeyinde en fazla meslek birliği bulunan ülke konumuna getiriyor. Bu husus, zaman zaman Avrupa Birliği Komisyonu tarafından da eleştiri konusu yapılmaktadır. İçinde bulunduğumuz Avrupa Birliği katılım müzakereleri sürecinde ayrı bir müzakere başlığı olarak belirlenen “Fikri Mülkiyet Hukuku Faslı” çerçevesinde Komisyon’a sunulan eylem planında “meslek birliklerinin tek bir organizasyon çatısı altında hareket etmelerini sağlayan” bir düzenlemenin yapılması hususu da taahhüt edilen eylemlerimiz arasında yer almaktadır.

Diğer taraftan, aynı alanda birden fazla meslek birliğinin varlığı, eser ve bağlantılı hak sahipleri kadar meslek birliklerimiz açısından da olumsuz sonuçların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede, 2007 yılında müzik alanında faaliyet gösteren dört büyük meslek birliği MESAM, MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR’in aralarında imzaladıkları ortak protokol çerçevesinde birlikte hareket etme kararı almaları ve Ortak Lisanslama Birimi oluşturmaları olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bu gelişme ile birlikte, ortak hareket eden meslek birlikleri Bakanlığımız girişimi ile 2008 yılı içinde Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED), RATEM (Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği) ve TVYD (Televizyon Yayıncıları Derneği) ile “İşbirliği ve İyi Niyet Protokolü” imzalamışlar ve müzik alanında telif barışının sağlanması amacıyla önemli adımlar atmışlardır. Bu şekilde 7 yıllık çaba meyvelerini vermiş, kullanıcıların büyük bir kısmı meslek birlikleri tarafından lisanslanmıştır. Bununla birlikte, müzik alanında kurulan diğer meslek birlikleri olan MÜZİKBİR ve MÜYABİR’in bu sürece dâhil olmasının nedeniyle söz konusu telif barışının daha üst düzeye ulaşmasına ve bu durumun kalıcılığını temin eden bir sonuç elde edilmesine katkı sağlaması mümkündür.

Elbette, bu olumlu tablonun oluşturulması kadar sürdürülmesi de büyük önem taşımaktadır. Bakanlık olarak bu sürecin oluşturulmasında sarf ettiğimiz çaba ve desteği sürdürmekte kararlıyız. Ancak, bu dayanışmanın gelecekte de sürdürülmesinde, esas payın meslek birlikleri ve kullanıcılara ait olduğu da şüphesizdir.

Avrupa Birliği müktesebatına tam uyumun sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla 5846 sayılı Kanun’da gerçekleştireceğimiz değişiklikler içinde aynı alanda kurulan meslek birliklerinin birleştirilmesi hususuna da yer veriyoruz.

Kanunda yapılacak değişikliklere ilişkin olarak 8 Ağustos 2009’da İstanbul’da bir Arama Toplantısı gerçekleştirdik. Aynı alanda tek meslek birliğinin kurulması ve aynı alanda kurulmuş olan birliklerin federasyon çatısı altında hareket etmeleri konusunda meslek birliklerimizin ve ilgili sektörün görüşlerini aldık. Bu konudaki görüşlerin birçoğunun olumlu olduğunu burada belirtmek isterim. Biz mevzuat çalışmalarımızı meslek birlikleri ile ilgili sektörün de görüşlerini alarak sürdürüyoruz. Ancak gelinen aşamada dilediğimiz, Kanun değişikliği beklenmeden demokratik koşullar çerçevesinde aynı alanda faaliyet gösteren meslek birliklerinin bir araya gelmeleri ve kendi koşul ve şartlarını belirleyerek birleşmeleridir. Biz bu konuda da desteğimizi sürdüreceğiz.

TÜRKER: Meslek birliklerinin bağlı olduğu Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden sinema alanının ayrılması gündeminizde. Genel Müdürlüğün bundan sonraki yapılanması ne şekilde olacak?

ÇELİK: Kültürümüzün temel unsurlarını oluşturan fikir ve sanat eserlerinin ekonomik bir değer olarak gerek ulusal mevzuatımız gerekse taraf olunan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde korunması, bu alanda faaliyet gösteren meslek birliklerinin idari ve mali açıdan denetimi ile sinema sektörüne ilişkin proje ve etkinliklerin desteklenmesi faaliyetleri, Bakanlığımız ana hizmet birimlerinden olan Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Bu kapsamda, Genel Müdürlüğümüz’ün hızla gelişen teknolojiyi yakalayarak kendi kaynaklarını üretebilen, kültürel ürünlerimizi endüstriyel ürünler haline getirecek düzenlemeler yapan, fikir ve sanat eseri sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin haklarının korunması ve geliştirilmesi ile üretenlerin desteklenmesini sağlayan, sektörün uluslararası alanda rekabet kabiliyetini artırmaya yönelik faaliyetleri gerçekleştiren, yerli ve yabancı yatırımların özendirilmesine yönelik strateji ve politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasına yönelik çalışmaları yürüten güçlü kurumsal bir yapıya kavuşturulması büyük önem arz etmektedir.

Zira gelişmiş ülkelerin sinema sektörü ve telif hakları alanındaki yapılanmalar incelendiğinde; bu alanlara ilişkin iş ve işlemlerin, düzenleme, uygulama ve denetim görevlerini etkin biçimde yerine getirecek şekilde idari ve mali özerkliği olan, şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışına sahip kurumlar tarafından yürütüldüğü görülmektedir.

Bu bağlamda, Sayın Bakanımız Ertuğrul Günay’ın da talimatları doğrultusunda sektörel talepler, ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak, Telif Hakları Kurumu Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı ile Türkiye Sinema Merkezi Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı hazırlanmıştır.

Sinema sektörünün, öncelikli sektör olmasına, endüstriye dönüşmesine, sektördeki yerli ve yabancı yatırımların özendirilmesine yönelik yatırım, destek, tanıtım stratejilerinin ve politikalarının belirlenmesi ve uygulanması amacıyla kurulması planlanan Türkiye Sinema Merkezi Başkanlığı’nın kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli bir teşkilat yapısıyla yeniden yapılandırılması planlanmaktadır.

Telif Hakları Kurumu Başkanlığı’nın ise Telif Hakları Kurumu Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli bir teşkilat yapısı ile faaliyetlerini sürdürmesi planlanmaktadır.

TÜRKER: 5846 sayılı Telif Hakları Yasası’na AB’ye uyum çerçevesinde bazı değişiklikleri içeren yeni taslak hazırlanıyor. Bu çalışma devam ederken meslek birlikleri ile lisanslama çalışmaları açısından bazı önemli ayrıntılarda görüşlerinizi öğrenmek isteriz:

a) Bandrol ve eser işletme işlem ve takiplerinin meslek birliklerine aktarılması konusundaki gelişmeler nelerdir?

ÇELİK: Bilindiği üzere, fikir ve sanat eserleri üzerindeki hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlamak amacıyla 5846 sayılı Kanun’da öngörülen kayıt tescil sistemine ilişkin esaslar Kanun’un 13’üncü Maddesi’nde ve bu maddeye dayanılarak 17.05.2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan “Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik” ile belirlenmiştir. Kanun’un 13’üncü Maddesi uyarınca; filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları sinema ve müzik eseri içeren yapımların kayıt-tescilini yaptırmak zorundadırlar.

Zorunlu kayıt tescile tabi eser gruplarında, yapımcıların; başvuru dosyalarını ilgili alan meslek birliklerinin incelemesinden geçirmesi zorunludur. Fonogramlarda yıllardır süregelen bu uygulama Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 5. Maddesi’nde Ekim 2008’de yapılan değişiklikle, sinema eserlerini de kapsar şekilde genişletilmiş, böylece film yapımlarının kayıt tescilinde başvuru dosyalarının bu alanda kurulan meslek birliklerinin incelemesinden geçirilmesi sağlanmıştır.

Diğer taraftan; e-devlet projeleri kapsamında etkin bir hak takip sisteminin gerçekleştirilmesini teminen Genel Müdürlüğümüz iş ve işlemlerinin otomasyon sisteminde yürütülmesi amacıyla kurumsal yazılımlar hazırlatılmıştır. Otomasyon sistemi tamamlandığında, fikri mülkiyet haklarının takibi ve korunmasını sağlamak amacıyla ve soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılmak üzere, meslek birlikleri, umuma açık mahaller, radyo-televizyon kuruluşları ile fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan yerlerin dahil olduğu ortak bir veri tabanı oluşturulmasının altyapısı kurulmuş olacaktır. Bu çerçevede elektronik imza altyapısıyla tüm fikri mülkiyet sisteminde yer alan paydaşların erişimine açılacak olan sistemle etkin bir hak takip sistemi oluşturulacaktır. Önümüzdeki yıl itibariyle otomasyon sisteminin fikri mülkiyet sistemi kapsamında yer alan ilgili tüm kurum ve kuruluşların paylaşımına açılması hedeflenmektedir.

Otomasyon sistemi, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 5. Maddesi hükmü çerçevesinde geliştirilmiştir. Bu sistem sayesinde otomasyon sistemi üzerinden gerçekleştirilen kayıt tescil işlemleri elektronik imza altyapısıyla birlikte ilgili alan meslek birliklerinden de geçecektir. İleriki süreçte, meslek birliklerinin kayıt tescil ve bandrol işlemlerinde daha da aktif hale getirilmesi ve son aşamada bu işlemlerin Bakanlığımız gözetiminde meslek birlikleri tarafından yürütülmesi planlanmaktadır.

Bu sistemsel değişiklik, aşama aşama gerçekleştirilecektir. Meslek birliklerinin aynı çatı altında birleşmesinin önemi yadsınamaz bir gerçektir. Bu aşamaların kaydedilmesi ve sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesinde olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu süreçten sonra belli bazı işlemlerin meslek birlikleri üzerinden yürütülmesi ve böylece eser sahibi ve bağlantılı hak sahiplerinin kurduğu bu birliklerin daha etkin ve faal hale getirilmesi sağlanacaktır. Bu hususta Bakanlığımız’a olduğu kadar meslek birliklerine büyük bir görev düşmektedir.

b) Hak sahipleri tarafından önem taşıyan ve bizde uygulanması hayli geciken Özel Kopyalama Vergisi’nin meslek birliklerine aktarılması ve Bakanlığın keseceği yüzde oranı konusunda ilerlemeler nelerdir?

ÇELİK: Bildiğiniz gibi Kanunumuz’un 44. Maddesi çerçevesinde her türlü boş taşıyıcı materyaller ile fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmasına yarayan her türlü teknik cihazın imalat veya ithalat bedeli üzerinden yapılan kesintilerin temel amacı, kişisel kullanım amacıyla yapılan çoğaltımlar nedeniyle kayba uğrayan hak sahiplerinin zararlarının tazmin edilmesi olup vergi, harç ya da benzeri bir mali yükümlülük niteliği taşımamaktadır. Söz konusu kesintilerin 3/4’ü fikri mülkiyet sisteminin güçlendirilmesi ve kültürel sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmakta, bu yolla, toplanan kesintilerin hak sahiplerine geri döndürülmesi sağlanmaktadır.

Kanunumuz’da tanınan şahsi çoğaltım istisnasının tazmini olarak değerlendirilebilecek bu kesintinin belli bir oranının hak sahiplerine dağıtılmak üzere meslek birliklerine aktarılması ve bu çerçevede Kanun’da gerekli değişikliklerin yapılması gündemimizdedir. Diğer taraftan AB üyelik müzakereleri çerçevesinde “şahsi çoğaltım tazminatının belli bir oranının meslek birliklerine dağıtılması hususu” taahhütlerimiz arasında yer almaktadır. Ancak, daha önce de belirttiğim üzere AB müzakere sürecinde en çok eleştiri aldığımız husus olan uygulamadaki aksaklıkların ortadan kaldırılması ve dağıtım sisteminin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için aynı alanda tek bir meslek birliğinin faaliyet göstermesi yahut meslek birliklerine tek elden dağıtımın yapılmasını temin eden bir çatı organizasyonun kurulması yerinde olacaktır.

Tüm bu altyapı çalışmalarına paralel olarak 5846 sayılı Kanun’da yapılacak değişiklik çerçevesinde bu husus, ayrıca değerlendirilecektir.

c) Meslek birliklerinin denetlenmesi ve birliklerin Bakanlığınız’la olan ilişkilerinde bazı tartışmalar yaşanırken özellikle “denetleme” konusundaki esaslar nelerdir?

ÇELİK: Dünyada olduğu kadar ülkemizde de toplu hak yönetimi, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının korunmasında en etkili araç olarak kabul edilmektedir. Bu hakların idaresi, takibi ile elde edilen telif bedellerinin hak sahiplerine adil dağıtımının sağlanmasında en büyük görev meslek birliklerine düşüyor. Öyle ki kanuni düzenlemeler ne kadar yerinde olursa olsun meslek birliklerinin doğru işlememesi halinde ortaya çıkacak olan tablo, kültür endüstrisinin olumsuz etkilenmesi sonucunu doğuracaktır.

Bu çerçevede 5846 sayılı Kanun uyarınca meslek birliklerinin idari ve mali denetimi düzenli olarak Bakanlığımız tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu denetimlerde esas alınan temel ilke ise şeffaflık ve adalet ilkesidir. Dolayısıyla hak sahiplerine eserlerin kullanımından kaynaklanan bedelin doğru bir şekilde dağıtılması ve bu dağıtım sırasında meydana gelebilecek usulsüzlüklerin önlenmesi meslek birliklerinin sağlıklı işleyişi açısından büyük önem arz etmektedir. Kanunumuz’da düzenlenen meslek birliklerinin yükümlülükleri ve denetim esasları da öncelikle bu ilkeden hareketle belirlenmektedir.

Bakanlığımız’ın gerçekleştirdiği denetimler sonucunda alınan kararlara karşı meslek birlikleri tarafından yargı yoluna başvurulabilir. Bu da hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Ortada herhangi bir tartışma olduğunu düşünmüyorum. Bakanlık meslek birlikleri üzerindeki idari ve mali denetim yetkisini Kanun’da belirtilen çerçeve içinde kullanmaktadır.

d) Lisanslama çalışmalarının önünde engel olarak gözüken aynı alanda birden fazla meslek birliği oluşu; hak sahiplerinin çoğunluğu tarafından, düzeltilip yasaya “aynı alanda tek meslek birliği olmalıdır” eklensin görüşüne katılıyor musunuz?

ÇELİK: Daha önce bahsettiğim nedenler ışığında ve mevcut sorunlar göz önüne alınarak, her alanda tek meslek birliğinin faaliyet göstereceği bir sistemin oluşturulması amacıyla 5846 sayılı Kanun’da gerekli değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. 5846 sayılı Kanun’da değişiklik yapılması amacıyla hazırlanan tasarı taslağında bu hususa ayrıca yer verilmektedir.

TÜRKER: Başta müzik yapımcıları olmak üzere müzik hayatının tüm üreticileri çok sıkıntılı günler geçirmekte. Bu kesim devletin gözünde “müzik sektörünün bir üvey evlat konumuna” getirildiğine inanıyor. Özellikle uygulanan vergi sisteminde ilk akla gelen; sinema ve edebiyatta KDV oranı % 8 iken, müzik üreticilerinde % 18. Bu oranları eşitlemekte girişiminiz olacak mı?

ÇELİK: Müzik sektörü, ulusal ve uluslararası alanda elde ettiği başarılarla her zaman kendisinden söz ettirmeyi başaran bir sektördür. Elbette ki Bakanlığımız her zaman müzik sektörünün gelişimi için üzerine düşen görevleri yerine getirmeye devam edecektir. Bildiğiniz üzere vergi konusunun doğrudan muhatabı Maliye Bakanlığı olmakla birlikte, müzik sektörü de dahil olmak üzere Bakanlığımız’ın ilgili olduğu alanlardaki bu tür konularda ilgili birimlerle görüşmelerimiz sürdürülmekte ve bu hususlar zaman zaman toplantılarda dile getirilmektedir. Bu çerçevede, bahsettiğiniz vergi uygulamasına ilişkin olarak gerekli görüşmeleri yaparak sektörün taleplerini değerli arkadaşlarıma ileteceğim ve bu hususta gerekli girişimlerde bulunacağım.

TÜRKER: Müziğin sektör yapısı görünümünde; müzik yapımcıları peşi sıra iflas ederken, ülke genelinde perakende müzik mağazaları tümüyle toplanırken ve 2009 yılının on ayında sadece 4 milyon adet müzik CD’si satılmışken Kültür Bakanlığı’nın müzik kültürünün yaşamasına maddi ve manevi desteği beklenmektedir. Kıyaslamalara bakıyoruz:

a) Edebiyat alanında 2008 yılında 163 milyon kitap satılmış (Ders kitapları hariç).

b) Sinema alanında 2009 yılının sadece Ekim ayında 103 film vizyona sunulmuş, 11.605.179 seyirci izlemiş bu filmleri ve karşılığında gişeler 112.006.060 TL hasılat elde etmiş.

Görüldüğü gibi yayıncılık ve sinemanın yanında 10 ayda 4 milyonluk CD satışı müzik kültürünün çökmesinin ifadesidir.

ÇELİK: Bu sorunuza yanıt vermeden önce 2009 yılına ait bandrol satış miktarları ve izleyici hasılatları hakkında bilgi vermek istiyorum. 2009 yılında süreli olmayan yayın bandrolü satış miktarı normal, eğitim, ithal ve promosyon kitap bandrolü olmak üzere toplam 170.334.457 adettir; müzik eserlerinde ise yerli CD bandrol satış rakamı 9.869.386 adettir. Diğer taraftan 2009 yılında vizyona giren toplam 254 adet yerli yabancı yapımın seyirci sayısı yaklaşık 34.5 milyon olup elde edilen hasılat tutarı ise yaklaşık 290 milyon TL’dir.

Diğer taraftan bildiğiniz üzere son dönemde, diğer sektörlerde olduğu gibi müzik sektörünün önündeki en büyük sorun fikri hak ihlalleridir. Bu çerçevede, Emniyet Genel Müdürlüğü ile işbirliği halinde gerçekleştirdiğimiz operasyonlarda başta İstanbul olmak üzere birçok ilde kapsamlı operasyonlar gerçekleştirdik. Bu operasyonların sonrasında ele geçirilen materyal sayısını ve gözaltına alınan kişi sayısını değerli sanatçılarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz basın açıklamaları ile duyurduk. Basın açıklamalarında da duyurduğumuz üzere, ele geçirilen materyallerin büyük bir bölümü de müzik CD’lerinden oluşmakta. Bu çerçevede, Bakanlığımız müzik sektörünün önünde büyük bir problem olarak duran fikri hak ihlalleri ile etkin bir şekilde mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmektedir.

Diğer taraftan, müzik sektöründeki satışların değerlendirilmesinde yalnızca fiziki CD satışlarının dikkate alınmasını çok doğru bulmuyorum. Zira iletişim teknolojisinin hızla gelişim gösterdiği ve toplum genelinde yaygın olarak kullanıldığı günümüzde satışların büyük oranının dijital yollarla gerçekleştirildiği yadsınamaz bir gerçek. MÜ-YAP’ın öncülüğünde oluşturulan müzik veri tabanı ile elektronik satışların yapılması, sektöre yeni iletişim mecraları kazandırarak büyük katkı sağlamıştır. Buna öncülük eden Sn. Bülent Forta’yı tebrik etmek istiyorum.

Büyük bir kısmını gençlerin oluşturduğu müzik dinleyicilerinin, genel olarak CD alımından çok bu yolu tercih ettiği görülmektedir.

Bu çerçevede indirilen müzikler üzerinden ödemelerin yapılması amacıyla meslek birlikleri ve (TURKCELL, Vodafone ve AVEA gibi) iletişim hizmetleri şirketleri arasında lisanslama sözleşmeleri yapılmasını oldukça önemli ve olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Bu kapsamda, bu sözleşmeler üzerinden yapılan satışların, müzik sektörünün gelişimine katkı sağlayacağına inanıyorum.

Aynı zamanda, Bakanlık olarak meslek birlikleri tarafından sunulan birçok projeyi değerlendirdiğimizi ve uygun görülenlere destek verdiğimizi de ayrıca hatırlatmak isterim.

Makaleyi Tavsiye Et | 0 Comments|